Aranacak Kelime ›
Reklamlar

Türkçe kelime anlamı Kaldı olan Remained kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Remained ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Remained (Kaldı) kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"What do you mean?" Dima asked, but burped, for if he remained silent, this sentence would be too simple.
"Ne demek istiyorsun?" Dima sordu fakat geğirdi, zira o sessiz kalırsa, bu cümle çok basit olur.

The neglected room remained unoccupied.
İhmal edilen oda boş kaldı.

The nation's trade balance improved last year as exports were strong, while imports remained steady.
İhracaatlar güçlüyken, ithalatlar istikrarlı kalırken ülkenin ticaret dengesi geçen yıl gelişti.

Two seats remained vacant.
İki koltuk boş kaldı.

Reklamlar

Two problems remained unsolved.
İki sorun çözümsüz kaldı.

He remained poor despite being a hard worker.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.

The boy remained silent.
Çocuk sessiz kaldı.

Though he worked hard, he remained poor as ever.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.

Lots of leftovers remained inside.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.

She remained behind because she was walking very slowly.
Çok yavaş yürüdüğü için geride kaldı.

The front door remained locked.
Ön kapı kilitli kaldı.

My companions were watching me in silence and, unlike other times when my wonder had made them laugh, they remained serious.
Arkadaşlarım beni sessizce izliyorlardı ve, benim şaşkınlığımın onları güldürdüğü diğer zamanların aksine , onlar ciddi kaldılar.

He remained calm in the face of such danger.
Böyle bir tehlike karşısında sakin kaldı.

She remained single all her life.
Bütün hayatı boyunca bekar kaldı.

The president remained in bed.
Başkan yatakta kaldı.

Mom remained in the car while Dad shopped.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.

The lady remained silent.
Bayan sessiz kaldı.

Even though someone came, she still remained uneasy.
Birisi gelmesine rağmen, o hâlâ huzursuz kaldı.

We remained very much in love.
Biz çok aşık kaldık.

Our friendship remained firm.
Bizim dostluğumuz güçlü kaldı.

He remained dumb during this discussion.
Bu tartışma sırasında o sessiz kaldı.

Nothing remained in the refrigerator.
Buzdolabında hiçbir şey kalmadı.

Now what will all the idiots believe who remained alive?
Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?

He remained abroad later on.
Daha sonra yurt dışında kaldı.

10 minutes remained until the end of the lesson.
Dersin bitimine 10 dakika kaldı.

Tom remained standing as the others sat down.
Diğerleri otururken Tom ayakta kaldı.

The religious man remained kneeling for hours.
Din adamı saatlerce diz çökmüş olarak kaldı.

The shabby compartment remained vacant.
Eski püskü kompartıman boş kaldı.

House prices have remained static for several months.
Ev fiyatları aylarca sabit kaldı.

The house remained closed ever since.
Ev o zamandan beri kapalı kaldı.

The supermassive black hole at the centre of the galaxy remained a mystery for thousands of years...
Galaksinin merkezindeki çok büyük kara delik binlerce yıl bir gizem olarak kaldı.

The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
Galaksinin Yay ve Kahraman kolları binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.

The young girl remained silent.
Genç kız sessiz kaldı.

It is just my recollection that there remained no more than 20 people in the village.
Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.

The weather remained rainy.
Hava yağmurlu kaldı.

He remained a bachelor all his life.
Hayatı boyunca bekar kaldı.

She remained a spinster all her life.
Hayatı boyunca bir kız kurusu kaldı.

Everyone remained standing.
Herkes ayakta kaldı.

After everyone left, he remained, friendless.
Herkes gittikten sonra, o arkadaşsız kaldı.

Everyone remained seated.
Herkes oturmuş kaldı.

Racial tensions remained high.
Irkçı gerilimler yüksek kaldı.

Jefferson remained calm.
Jefferson sakin kaldı.

Forty-four Americans have now taken the presidential oath. The words have been spoken during rising tides of prosperity and the still waters of peace. Yet, every so often, the oath is taken amidst gathering clouds and raging storms. At these moments, America has carried on not simply because of the skill or vision of those in high office, but because We the People have remained faithful to the ideals of our forebearers, and true to our founding documents.
Kırk-dört Amerikalı başkanlık yemini için şimdi götürüldü. Bu sözler yükselen refah gelgitleri ve durgun barış suları sırasında konuşulmaktadır.Ama, bazen, yemin toplanan bulutlar ve hiddetlenen fırtınalar arasında alınır.Bu anlarda, Amerika sadece yüksek ofistekilerin başarısı ve görüntüsü için değil fakat aynı zamanda atalarımızın idaellerine ve bulunan dökümanlara sadık kalan biz insanlardan dolayı sürdürdü.

She was angry. That is why she remained silent.
Kızgındı. Sessiz kalmasının sebebi budur.

There remained no more than 20 people in the village.
Köyde en fazla 20 kişi kaldı.

What remained was a bitter aftertaste.
Kalan acı bir tattı.

Relations with Canada remained correct and cool.
Kanada ile ilişkiler doğru ve iyi kaldı.

The door remained closed all day.
Kapı bütün gün kapalı kaldı.

The door remained closed.
Kapı kapalı kaldı.

The killer remained at large for weeks.
Katil haftalarca kaçak kaldı.

By dint of pushing the words back to the beginning of the sentence, there only remained the two of them at the end: Mary, Tom.
Kelimeleri cümlenin başına doğru geri itme sayesinde, sonda sadece onlardan ikisi kaldı: Mary, Tom.

The bones remained frozen in the ice.
Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.

The wood was kindled, the flames arose, and a mouldering heap of ashes was soon all that remained of Mrs Askew and her fellow martyrs.
Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.

Lincoln's parents remained poor all their lives.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.

Mary explained to her parents that everyone at school had a tattoo, but they remained unconvinced.
Mary ebeveynlerine okulda herkesin bir dövmesi olduğunu açıkladı fakat onlar ikna edilmemiş olarak kaldılar.

Mary remained single all her life in Japan.
Mary Japonya'da bütün hayatı boyunca bekar kaldı.

Tom remained in his car while Mary was in the supermarket.
Mary süpermarkette iken Tom arabasında kaldı.

Mary and I remained firm friends for years.
Mary ve ben yıllarca yakın arkadaşlar olmayı sürdürdük.

Mary and I remained good friends for years.
Mary ve ben yıllardır iyi arkadaş olarak kaldık.

The oak tree remained standing after the storm.
Meşe ağacı fırtınadan sonra ayakta kaldı.

Since he didn't know what to say, he remained silent.
Ne diyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.

He didn't know what to say, so he remained silent.
Ne diyeceğini bilmiyordu, bu yüzden sessiz kaldı.

Not knowing what to say, I remained silent.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.

Not knowing what to say, he remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, o sessiz kaldı.

Not knowing what to say, she remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kalmaya devam etti.

Not knowing what to do, she remained silent.
Ne yapacağını bilmediği için, sessiz kaldı.

After winning the Nobel prize, she remained as modest as ever.
Nobel ödülünü kazandıktan sonra her zamanki kadar mütevazi kaldı.

She remained unmarried until death.
O ölene kadar bekar kaldı.

That country remained neutral throughout World War II.
O ülke II.Dünya Savaşı boyunca tarafsız kaldı.

He remained silent like a stone.
O bir taş gibi sessiz kaldı.

Though he dieted, he still remained too fat.
O diyet yapmasına rağmen, hâlâ çok şişman kaldı.

He remained single till the end of his day.
O gününün sonuna kadar yalnız kaldı.

He gone, Mary remained thus alone in this sentence.
O gitti, bu yüzden Mary bu cümlede yalnız kaldı.

He always remained poor.
O her zaman fakir kaldı.

He remained silent the whole time.
O her zaman sessiz kaldı.

She has remained in her present position for ten years.
O on yıldır şimdiki görevinde kaldı.

He remained steadfast to his principles.
O prensiplerine sadık kaldı.

He remained silent.
O sessiz kaldı.

He remained dumb.
O sessiz kaldı.

He remained faithful to the last.
O sonuna kadar sadık kaldı.

He remained abroad ever since then.
O zamandan beri yurt dışında kaldı.

She has remained abroad ever since.
O zamandan beri yurt dışında kalmaktadır.

She remained my best friend till her dying day.
O, ölene kadar en iyi arkadaşım olarak kaldı.

She remained silent all day.
O, bütün gün sessiz kaldı.

He remained single all his life.
O, bütün hayatı boyunca bekar kaldı.

He remained poor all his life.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.

He remained silent for a while.
O, bir süre sessiz kaldı.

He remained a poor man.
O, fakir bir adam kaldı.

As he didn't know what to say, he remained silent.
O, ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.

He remained silent during the meeting.
O, toplantı sırasında sessiz kaldı.

He remained at the top of the class at school.
Okulda sınıfın zirvesinde kaldı.

The door remained closed before her.
Ondan önce kapı kapalı kaldı.

They remained friends.
Onlar arkadaş kaldı.

They remained good friends.
Onlar iyi arkadaş kaldı.

They remained sitting there.
Onlar orada oturmaya devam ettiler.

They remained in Tennessee.
Onlar Tennessee'de kaldılar.

All of them remained silent.
Onların hepsi sessiz kaldılar.

His car remained locked.
Onun arabası kilitli kaldı.

Since his arrival in town, all the women have remained cautious about him.
Onun şehre gelişinden beri, bütün kadınlar onun hakkında dikkatli kaldı.

His voice trailed off and he remained silent.
Onun sesi azaldı ve sessiz kaldı.