Türkçe kelime anlamı şarkı olan Singing kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Singing ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.
Two women are singing.
İki kadın şarkı söylüyor.
I heard the children singing together.
Çocukların beraberce şarkı söylediklerini duydum.
Much to our surprise, he was good at singing.
Çok şaşırdık, o şarkı söylemede iyiydi.
Surprisingly, he was good at singing.
Şaşırtıcı biçimde, şarkı söylemede iyiydi.
You were singing.
Şarkı söylüyordun.
Did you enter the singing contest?
Şarkı söyleme yarışmasına girdin mi?
I've never been good at singing.
Şarkı söylemede hiç iyi olmadım.
Her success at singing made her famous.
Şarkı söylemedeki başarısı onu meşhur etti.
Singing is an honest and pleasurable entertainment, but one must be careful to avoid singing or taking pleasure in listening to lewd songs.
Şarkı söylemek dürüst ve zevk veren bir eğlence, ama insan müstehcen şarkılar söylememeye veya dinlememeye dikkat etmeli.
They stopped singing.
Şarkı söylemekten vazgeçtiler.
You should have gone on singing.
Şarkı söylemeye devam etmeliydin.
I continued singing.
Şarkı söylemeye devam ettim.
He wanted to make singing a career.
Şarkı söylemeyi bir meslek yapmak istedi.
Do you like singing?
Şarkı söylemeyi sever misin?
He likes singing and dancing.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi sever.
The boy singing a song is my brother.
Şarkı söyleyen çocuk benim erkek kardeşimdir.
The boy who is singing is excellent.
Şarkı söyleyen oğlan mükemmel.
He amused the children by singing.
Şarkı söyleyerek çocukları eğlendirdi.
A bird is singing in the tree.
Ağaçta bir kuş ötüyor.
Cicadas are singing.
Ağustos böcekleri şarkı söylüyorlar.
Now start singing.
Şimdi şarkı söylemeye başla.
Suddenly, my mother started singing.
Aniden, annem şarkı söylemeye başladı.
You've been singing that same stupid song for three days.
Üç gündür aynı aptalca şarkıyı söylüyorsun.
You've been singing that same stupid song for three days.
Üç gündür aynı aptalca şarkıyı söylüyorsun.
What is that song called that Mr. Tsuji was singing in the TV show?
Bay Tsuji'nin TV şovunda söylediği şarkıya ne deniliyor?
I sometimes hear my father singing in the bath.
Bazen babamın banyoda şarkı söylediğini duyarım.
I am singing.
Ben şarkı söylüyorum.
I'm good at singing.
Ben şarkı söylemede iyiyim.
I carried on singing.
Ben şarkı söylemeyi sürdürdüm.
I like singing.
Ben şarkı söylemeyi seviyorum.
I heard the boys singing.
Ben erkek çocukların şarkı söylediğini duydum.
Everybody was singing except me.
Ben hariç herkes şarkı söylüyordu.
To our surprise, he was good at singing.
Benim için sürpriz oldu, o, şarkı söylemede iyiydi.
Betty killed Jane while she was singing.
Betty şarkı söylerken Jane'i öldürdü.
I'm going to be singing a cappella at a friend's wedding ceremony.
Bir arkadaşımın düğün töreninde capella söyleyeceğim.
He came singing a song.
Bir şarkı söylemeye geldi.
They kept singing until a rescue team came.
Bir kurtarma ekibi gelinceye kadar şarkı söylediler.
He is singing with a lot of ornamentation.
Bir sürü takıyla şarkı söylüyor.
We enjoyed singing songs together.
Birlikte şarkılar söylemenin tadını çıkardık.
I feel like singing.
Canım şarkı söylemek istiyor.
I feel like singing in the rain.
Canım yağmurda şarkı söylemek istiyor.
Four men are singing.
Dört adam şarkı söylüyor.
She is singing the latest popular songs.
En son popüler şarkıları seslendiriyor.
He likes singing traditional songs.
Geleneksel şarkıları söylemekten hoşlanır.
A young woman was singing and playing the guitar in front of the fountain.
Genç bir kadın çeşmenin önünde şarkı söyleyip gitar çalıyordu.
No, I'm not singing.
Hayır, ben şarkı söylemiyorum.
You can hear her singing every morning.
Her sabah onun şarkı söyleyişini duyabilirsin.
You're always singing.
Her zaman şarkı söylüyorsun.
Jessica was singing a song.
Jessica bir şarkı söylüyordu.
My daughter, Kate, won a singing competition and I'm proud of her.
Kızım, Kate, bir şarkı yarışmasını kazandı ve ben onunla gurur duyuyorum.
The girls came singing toward the crowd.
Kızlar kalabalığa doğru şarkı söyleyerek geldi.
The birds in the cage are singing merrily.
Kafesteki kuşlar neşeyle şarkı söylüyor.
A young man is singing before the door.
Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.
I'm bad at singing karaoke.
Karaoke söylemede kötüyüm.
When we went to karaoke, Tom went on singing all night.
Karaoke'ye gittiğimizde, Tom bütün gece şarkı söylemeye devam etti.
Ken kept on singing that song.
Ken o şarkıyı söylemeye devam etti.
You sure have a nice singing voice!
Kesinlikle hoş ahenkli bir sesin var.
The bird is singing. Can you hear it?
Kuş ötüyor. Duyabiliyor musun onu?
It must be morning, for the birds are singing.
Kuşlar ötüyorlar, sabah olmalı.
Birds were singing among the trees.
Kuşlar ağaçların arasında ötüşüyorlardı.
Birds are singing in the trees.
Kuşlar ağaçlarda ötüyorlar.
Little birds are singing merrily in the trees.
Kuşlar ağaçlarda neşeyle ötüyorlar.
Birds were singing up in the tree.
Kuşlar ağaçta şarkı söylüyorlardı.
The birds are singing.
Kuşlar şakıyorlar.
Birds were singing in the sky.
Kuşlar gökyüzünde şarkı söylüyorlardı.
Birds were singing in the woods.
Kuşlar ormanda şakıyorlardı.
Please stop singing.
Lütfen şarkı söylemekten vazgeç.
Please stop singing that song.
Lütfen o şarkıyı söylemekten vazgeç.
Do you like listening to music or singing songs?
Müzik dinlemeyi mi yoksa şarkılar söylemeyi mi seversiniz?
Why are you singing?
Niçin şarkı söylüyorsun?
He is good at singing.
O şarkı söylemede iyidir.
He started singing.
O şarkı söylemeye başladı.
He kept on singing.
O şarkı söylemeye devam etti.
He continued singing.
O şarkı söylemeye devam etti.
He kept singing.
O şarkı söylemeyi sürdürdü.
He's screaming, not singing.
O şarkı söylemiyor, bağırıyor.
I'll be sitting here while he's singing.
O şarkı söylerken ben burada oturacağım.
I remember singing that song long ago.
O şarkıyı uzun zaman önce söylediğimi hatırlıyorum.
She taught us singing.
O bize şarkı söylemeyi öğretti.
She is fond of singing old songs.
O eski şarkılar söylemeye düşkündür.
He was playing the piano and she was singing.
O piyano çalıyordu ve o şarkı söylüyordu.
She is not only good at running; she is also good at singing.
O sadece koşmakta iyi değildir, ayrıca şarkı söylemekte de iyidir.
She stopped singing the song.
O, şarkı söylemekten vazgeçti.
He began singing.
O, şarkı söylemeye başladı.
He loves singing.
O, şarkı söylemeyi sever.
She loves singing.
O, şarkı söylemeyi seviyor.
He makes his living by singing.
O, şarkı söyleyerek geçimini sağlıyor.
She is singing with a guitar.
O, gitar eşliğinde şarkı söylüyor.
She takes singing and dancing lessons, not to mention swimming and tennis lessons.
O, müzisyenlik ve dansçılık dersleri alıyor; yüzme ve tenis derslerini saymıyorum.
They enjoyed singing songs.
Onlar şarkı söylemekten keyf aldı.
They're in a singing group.
Onlar şarkı söyleyen bir gruptalar.
I see him singing, but this isn't often.
Onu şarkı söylerken görüyorum ama bu sıkça değil.
He was heard singing the song.
Onun şarkı söylediği duyuldu.
Can you hear her singing?
Onun şarkı söylediğini duyabiliyor musun?
I heard her singing.
Onun şarkı söylediğini duydum.
Her singing was very impressive as usual.
Onun şarkı söylemesi her zamanki gibi çok etkileyiciydi.
I heard her singing a song.
Onun bir şarkı söylediğini duydum.
I heard her singing in her room.
Onun, odasında şarkı söylediğini duydum.
The girl singing over there is my sister.
Orada şarkı söyleyen kız benim kız kardeşimdir.
I saw a few drunks in the park singing and dancing.
Parkta şarkı söyleyen ve dans eden birkaç sarhoş gördüm.