"Well, OK," Willie finally agreed.
"Tamam, pekala", Willie nihayet kabul etti.
All depositors with over â¬100,000 in Southern Cypriot banks will now have to pay 9.9 percent levy on their savings as part of a â¬10 billion bailout plan agreed on Friday, March 15.
5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.
I agreed to help him in his work.
İşinde ona yardım etmeyi kabul ettim.
The two sides finally agreed on a compromise.
İki taraf nihayet bir uzlaşma üzerinde anlaştılar.
She readily agreed to my proposal.
Önerimi seve seve kabul etti.
I agreed to the proposal.
Öneriyi kabul ettim.
As agreed, I will pay you when I see you at the hotel.
Anlaşıldığı gibi, sana ödemeyi otelde seni gördüğümde yapacağım.
The deal was agreed to.
Anlaşma kabul edildi.
I never agreed to anything like this.
Böyle bir şeyi asla kabul etmedim.
We agreed that there was no other alternative.
Başka seçenek olmadığını kabul ettik.
President Pierce finally agreed to sign it.
Başkan Pierce nihayet onu imzalamayı kabul etti.
President Roosevelt agreed to help.
Başkan Roosevelt yardım etmeyi kabul etti.
Mr Tom Jones has agreed to serve as the project leader for this new work item.
Bay Tom Jones bu yeni iş için proje lideri olarak görev yapmayı kabul etti.
I agreed with him on that point.
Ben o konuda onunla anlaştım.
I'm surprised you agreed to have lunch with me.
Benimle öğle yemeği yemeyi kabul etmene şaşırdım.
We agreed on a price.
Bir fiyat üzerinde anlaştık.
They agreed to form a joint partnership.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.
Many people agreed with Mason.
Birçok insan Mason ile aynı fikirdeydi.
They agreed to work together.
Birlikte çalışmayı kabul ettiler.
We agreed to start early.
Biz erken başlamak için anlaştık.
We agreed on an early start.
Biz erken başlamaya karar verdik.
We agreed among ourselves.
Biz kendi aramızda anlaştık.
We agreed to the plan.
Biz planı kabul ettik.
He agreed to give us an interview.
Bize bir röportaj vermeyi kabul etti.
Brigham Young agreed to stay.
Brigham Young kalmayı kabul etti
We agreed it would be a small ceremony.
Bunun küçük bir tören olması konusunda anlaştık.
Douglas finally agreed to talk with Lincoln.
Douglas sonunda Lincoln ile konuşmaya karar verdi.
We agreed to start early the next morning.
Ertesi sabah erken başlamayı kararlaştırdık.
She agreed with him on what to do with the old car.
Eski arabayı ne yapacakları hususunda onunla anlaştı.
We agreed to share the housework.
Ev işini paylaşmayı kabul ettik.
I agreed to split the bill with Tom.
Faturayı Tom'la paylaşmayı kabul ettim.
I've agreed to help Tom next weekend.
Gelecek hafta sonu Tom'a yardım etmeyi kabul ettim.
We agreed on a date for the next meeting.
Gelecek toplantı için bir tarih üzerinde anlaştılar.
We all agreed.
Hepimiz aynı fikirdeydik.
We all agreed that the plan made sense.
Hepimiz planın mantıklı olduğunu kabul ettik.
Everyone agreed with this idea.
Herkes bu düşünceye katıldı.
Everybody agreed with his idea.
Herkes onun fikrini kabul etti.
Herold agreed to surrender.
Herold teslim olmayı kabul etti.
Jackson agreed to be at the dinner.
Jackson akşam yemeğinde olmayı kabul etti.
Jefferson agreed with Madison.
Jefferson Madison ile aynı fikirdeydi.
The girl's parents agreed to her request.
Kızın ebeveynleri onun ricasını kabul etti.
I nodded to show that I agreed.
Kabul ettiğimi göstermek için başımı salladım.
My wife and I agreed on a holiday plan.
Karım ve ben bir tatil planı üzerinde anlaştık.
No one agreed with me.
Kimse benimle aynı fikirde değildi.
No one agreed with her.
Kimse ona katılmadı.
All the members of the club agreed with me.
Kulübün bütün üyeleri benimle anlaştılar.
Lincoln agreed to do so.
Lincoln öyle yapmak için anlaştı.
Lincoln agreed that all slaves should be freed.
Lincoln bütün kölelerin serbest bırakılmasını kabul etti.
We have agreed to continue the negotiations.
Müzakerelere devam etmeyi kararlaştırdık.
Tom was glad that Mary agreed with him.
Mary kendisiyle aynı görüşte olduğu için Tom memnundu.
Meg agreed to Ken's plan.
Meg Ken'in planını kabul etti.
She agreed to my idea.
O benim fikrimi kabul etti.
He's agreed to do the job.
O işi yapmayı kabul etti.
He reluctantly agreed to my proposal.
O isteksizce önerimi kabul etti.
I am very happy that you have agreed to that plan.
O planı kabul ettiğin için çok mutluyum.
It was agreed to.
O, kabul edildi.
She agreed that she would pay half the rent.
O, kiranın yarısını ödemeyi kabul etti.
He agreed to take the new job.
O, yeni bir iş almaya karar verdi.
I asked him to come with me and he agreed.
Ona benimle gelmesini rica ettim ve o kabul etti.
They agreed to start early.
Onlar erken başlamak için aynı fikirdeler.
They agreed on a price.
Onlar fiyat üzerinde anlaştılar.
They agreed to look into the causes of the accident.
Onlar kazanın nedenlerini araştırmak için anlaştılar
All of them agreed to the proposal.
Onların hepsi teklifi kabul etti.
They agreed to elect him as president.
Onu başkan olarak seçmeyi uygun buldular.
We agreed that his actions were warranted.
Onun eylemlerinin haklı neden olduğunu kabul ettik.
I agreed with his plan.
Onun planını kabul ettim.
She agreed with him.
Onunla aynı fikirdeydi.
I agreed with her.
Onunla aynı fikirdeydim.
They agreed on a joint statement.
Ortak bir bildiri üzerinde anlaştılar.
They agreed to stop using the buses.
Otobüsleri kullanmaktan vazgeçmeye karar verdiler.
I agreed to split the money with Tom.
Parayı Tom'la paylaşmayı kabul ettim.
Many conservative Americans agreed with him.
Pek çok muhafazakâr Amerikalı, onunla aynı fikirdeydi.
I agreed with him on the plan.
Plan konusunda onunla aynı fikirdeyim.
The plan has been agreed to in advance.
Plan peşinen kabul edildi.
They agreed to work together on the project.
Projede birlikte çalışmayı kabul ettiler.
He readily agreed to my proposal.
Seve seve önerimi kabul etti.
The whole school agreed to the proposal.
Tüm okul öneriyi kabul etti.
She agreed with him about the holiday plan.
Tatil planı hakkında onunla anlaştı.
She reluctantly agreed to our proposal.
Teklifimizi isteksizce kabul etti.
Tom agreed to be here at 2:30, but he's not here yet.
Tom 2.30'da burada olmayı kabul etti fakat o henüz burada değil.
Tom agreed with me.
Tom benimle anlaştı.
Tom was glad that someone agreed with him.
Tom birisi kendisiyle aynı görüşte olduğu için memnundu.
Tom has agreed to pay us three hundred dollars.
Tom bize üç yüz dolar ödemeyi kabul etti.
Tom has agreed to help us.
Tom bize yardım etmeyi kabul etti.
Tom has agreed to work for us.
Tom bizim için çalışmayı kabul etti.
Tom has agreed to join our team.
Tom ekibimize katılmayı kabul etti.
Tom agreed to go.
Tom gitmeyi kabul etti.
Tom reluctantly agreed.
Tom isteksizce kabul etti.
Tom agreed to meet Mary in front of the laundromat.
Tom Mary ile çamaşırhanenin önünde buluşmayı kabul etti.
Tom agreed with Mary.
Tom Mary ile anlaştı.
Tom agreed with Mary in principle.
Tom Mary ile prensipte anlaştı.
Tom agreed that Mary's suggestions were good ones.
Tom Mary'nin önerilerinin iyi olanlar olduğunu kabul etti.
Tom twisted Mary's arm and she agreed to donate some money to our charity.
Tom Mary'nin kolunu büktü ve o hayır kurumumuza biraz para bağışlamayı kabul etti.
Tom agreed to help Mary clean the kitchen.
Tom Mary'nin mutfağı temizlemesine yardım etmeyi kabul etti.