I need to borrow three hundred dollars.
Üç yüz dolar ödünç almam gerekiyor.
I had to borrow money to purchase the car.
Araba almak için borç almak zorunda kaldım.
I was wondering if I could borrow your car.
Arabanı ödünç alıp alamayacağımı merak ediyordum.
Can I borrow your car?
Arabanı ödünç alabilir miyim?
I need to borrow your car.
Arabanı ödünç almam gerekiyor.
Can I borrow your car tonight?
Arabanı bu akşam ödünç alabilir miyim?
May I borrow your car?
Arabanızı ödünç alabilir miyim?
I advise you not to borrow money from your friends.
Arkadaşlarından borç para almamanı tavsiye ederim.
I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.
May I borrow your knife?
Bıçağını ödünç alabilir miyim?
Dad, will you please let me borrow the car?
Baba, lütfen arabayı ödünç almama izin verir misin?
I borrow money.
Ben borç para alırım.
I didn't borrow money only from Tom, but also from his wife.
Ben sadece Tom'dan değil aynı zamanda eşinden de borç para aldım.
Can I borrow your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir miyim?
May I borrow your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir?
You can borrow mine.
Benimkini ödünç alabilirsin.
You can borrow three books at a time.
Bir defada üç kitap ödünç alabilirsin.
Can I borrow a pen?
Bir kalem ödünç alabilir miyim?
I will borrow a pen.
Bir kalem ödünç alacağım.
May I borrow a pen?
Bir kalem alabilir miyim?
Could I borrow a pencil?
Bir kurşun kalem ödünç alabilir miyim?
I ran all over town trying to borrow some money.
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.
Didn't you ask Tom if you could borrow some money?
Biraz para ödünç alıp alamayacağını Tom'a sormadın mı?
I'll borrow an umbrella from somebody.
Birinden bir şemsiye ödünç alırım.
Can I borrow your pen for a few minutes?
Birkaç dakikalığına kaleminizi ödünç alabilir miyim?
I need to borrow your car for a few hours.
Birkaç saatliğine arabanı ödünç almalıyım.
May I borrow your bicycle?
Bisikletini ödünç alabilir miyim?
May I borrow your bike?
Bisikletini ödünç alabilir miyim?
I make it rule never to borrow money.
Borç para vermemek prensibimdir.
I need to borrow your car this afternoon.
Bu öğleden sonra arabanı ödünç almam gerekiyor.
May I borrow this CD?
Bu CD'yi ödünç alabilir miyim?
How long may I borrow this notebook?
Bu defteri ne kadar süre ödünç alabilirim?
May I borrow your car tonight?
Bu gece arabanı ödünç alabilir miyim?
At this library, you can borrow up to three books at a time.
Bu kütüphaneden bir defada en çok üç kitap ödünç alabilirsiniz.
May I borrow this pen?
Bu kalemi ödünç alabilir miyim?
May I borrow this book?
Bu kitabı ödünç alabilir miyim?
Is it okay if I borrow these books?
Bu kitapları ödünç alabilir miyim?
You can borrow these books from the library for a week.
Bu kitapları bir haftalığına kütüphaneden ödünç alabilirsin.
I need to borrow this broom.
Bu süpürgeyi ödünç almam gerekiyor.
Can I borrow your tennis racket today?
Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?
Can I borrow this?
Bunu ödünç alabilir miyim?
I need to borrow this.
Bunu ödünç almam gerekiyor.
May I borrow your pen?
Dolma kalemini ödünç alabilir miyim?
I need to borrow your pen.
Dolma kalemini ödünç almalıyım.
If you're finished reading that book, I'd like to borrow it.
Eğer bu kitabı okumayı bitirdiysen, onu ödünç almak istiyorum.
You can borrow an umbrella if you need one.
Eğer ihtiyacınız varsa bir şemsiye ödünç alabilirsiniz.
Can I borrow your brush?
Fırçanı ödünç alabilir miyim?
I was wondering if I could borrow your newspaper.
Gazeteni ödünç alabilip alamayacağımı merak ediyordum.
Always borrow money from a pessimist; he doesn't expect to be paid back.
Her zaman bir kötümserden ödünç para al; o, geri ödenmesini beklemez.
How many of you did Tom borrow money from?
Kaçınız Tom'dan ödünç para aldı?
Whose bicycle did you want to borrow?
Kimin bisikletini ödünç almak istiyorsun?
I borrow books from the city library.
Kitapları şehir kütüphanesinden ödünç alırım.
Can I borrow your scissors?
Makasını ödünç alabilir miyim?
Mary does not let her sister borrow her clothes.
Mary kızkardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.
He went not to help his father but to borrow money from him.
O, babasına yardımcı olmak için değil ama ondan ödünç para almak için gitti.
She advised him not to borrow money from his friends.
O, ona arkadaşlarından ödünç para almamasını tavsiye etti.
She was advised by him not to borrow money from his friends.
Ona onun tarafından arkadaşlarından borç para almaması tavsiye edildi.
I borrow them from the city library.
Onları şehir kütüphanesinden ödünç alıyorum.
Let me borrow that.
Onu ödünç almama izin ver.
One way to get money was to borrow it.
Para almanın bir yolu onu ödünç almaktı.
Can I borrow your radio?
Radyonu ödünç alabilir miyim?
May I borrow your radio?
Radyonu ödünç alabilir miyim?
May I borrow your dictionary?
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?
Can I borrow your hair drier?
Saç kurutucunuzu ödünç alabilir miyim?
I would like to borrow fifty dollars from you.
Senden elli dolar ödünç almak istiyorum.
May I borrow your eraser?
Silgini ödünç alabilir miyim?
I was just wondering if I could borrow three hundred dollars from you. I can pay you back next Monday.
Sizden üç yüz dolar ödünç alıp alamayacağımı merak ediyordum. Gelecek pazartesi size geri ödeyebilirim.
Can I borrow some money from you?
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?
Could I borrow your phone?
Telefonunuzu ödünç alabilir miyim?
Tom wants to borrow your car.
Tom arabanı ödünç almak istiyorum.
Tom asked me if could he borrow my car.
Tom bana arabamı ödünç alıp alamayacağını sordu.
Tom wants to borrow some money.
Tom bir miktar borç para istiyor.
Tom may borrow my car any afternoon next week.
Tom gelecek hafta arabamı herhangi bir öğleden sonra ödünç alabilir.
Tom asked Mary if he could borrow her French textbook.
Tom Mary'ye Fransızca ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.
Tom asked Mary if he could borrow her English textbook.
Tom Mary'ye onun İngilizce ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.
Tom asked Mary if he could borrow her bicycle.
Tom Mary'ye onun bisikletini ödünç alıp alamayacağını sordu.
How much money does Tom need to borrow?
Tom ne kadar ödünç para almalı?
Tom wants to borrow some money from you.
Tom sizden biraz borç para istiyor.
Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.
Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.
Can I borrow it for about two weeks?
Yaklaşık iki haftalığına onu ödünç alabilir miyim?
Can I borrow something to write with?
Yazı yazacak bir şey ödünç alabilir miyim?
"May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
"May I borrow Tom's lawn mower?" "I guess it would be all right."
"We must go and fetch fire," said the first. "The only house near is a hut in the forest, where a Baba Yaga lives. One of us must go and borrow fire from her."
Any time you want to borrow my car, all you have to do is ask.
Anything that can be said in one natural language can be said in any other, but sometimes it takes many words to translate one word. In such cases it's often a good idea just to borrow that word.
Are you sure you want to borrow Tom's car without asking?
Borrow and return, then you can borrow again. Borrow and don't return, and then the borrowing gets difficult.
Can I borrow 300 dollars?