If you feel like crying, you should cry to your heart's content.
İçinden ağlamak geliyorsa; gönlünce ağla.
The boy told me why he was crying.
Çocuk bana niçin ağladığını söyledi.
Both of the children started crying.
Çocukların ikisi de ağlamaya başladı.
It looks like you've been crying.
Ağlıyorsun gibi görünüyor.
I heard you crying.
Ağladığını duydum.
I saw you crying.
Ağladığını gördüm.
Don't cry. Crying doesn't solve anything.
Ağlama. Ağlamak hiçbir şeyi çözmez.
Weren't you crying?
Ağlamıyor muydun?
I'm not crying.
Ağlamıyorum.
I can't help crying.
Ağlamadan duramıyorum.
Try to keep from crying.
Ağlamaktan kaçınmaya çalış.
I tried to keep from crying.
Ağlamamaya çalıştım.
She kept on crying.
Ağlamaya devam etti.
Do you know that boy who's crying?
Ağlayan şu erkek çocuğunu tanıyor musun?
She made her crying baby drink some milk.
Ağlayan bebeğine biraz süt içirdi.
It's hard to handle crying babies.
Ağlayan bebeklerle başa çıkmak zordur.
Do you know that crying boy?
Ağlayan oğlanı tanıyor musun?
Pardon me, madam, I'm ashamed to be crying like this in front of you, but I can't hold my tears.
Affedersiniz hanımefendi, önünüzde böyle ağlıyor olmaktan utandım ama gözyaşlarıma hakim olamıyorum.
Now don't start crying, Tom.
Şimdi ağlamaya başlama, Tom.
Now stop crying.
Şimdi ağlamayı bırak.
I feel like crying now.
Şimdi ağlayacak gibi hissediyorum.
The mother was quieting her crying baby.
Anne ağlayan bebeğini sakinleştiriyordu.
My mother was crying.
Annem ağlıyordu.
Why is that baby crying?
Şu bebek neden ağlıyor?
She kept crying all night long.
Bütün gece ağlamaya devam etti.
Let me show you how to chop onions without crying.
Bana izin ver sana soğanları nasıl ağlamadan keseceğini göstereyim.
I was bothered by the baby's crying.
Bebeğin ağlamasından rahatsız oldum.
The baby is crying.
Bebek ağlıyor.
The baby was crying.
Bebek ağlıyordu.
The baby stopped crying.
Bebek ağlamayı kesti.
The baby kept crying all night.
Bebek bütün gece ağlamaya devam etti.
Why is the baby crying?
Bebek niçin ağlıyor?
The baby has been crying for a long time.
Bebek uzun süredir ağlıyordu.
The baby was crying in bed.
Bebek yatakta ağlıyordu.
The baby has been crying for almost ten minutes.
Bebek, neredeyse on dakikadır ağlıyor.
The baby is crying for milk.
Bebek, süt için ağlıyor.
I am literally crying right now.
Ben şimdi gerçekten ağlıyorum.
I felt like crying at the news.
Ben habere ağlayacak gibi hissettim.
I heard the girl crying for help.
Ben, kızın yardım için ağladığını duydum.
As soon as she saw me, she burst out crying.
Beni görür görmez gözyaşlarına boğuldu.
Bill kept on crying for hours.
Bill saatlerce ağlamaya devam etti.
A girl stood there crying.
Bir kız orada ağlayarak duruyordu.
I heard a wolf crying.
Bir kurt uluması duydum.
We are crying.
Biz ağlıyoruz.
Tom certainly wasn't crying when we left his house.
Biz onun evinden ayrıldığımızda Tom kesinlikle ağlamıyordu.
You cannot read this novel without crying.
Bu romanı ağlamadan okuyamazsın.
She felt like crying.
Canı ağlamak istiyordu.
I felt like crying.
Canım ağlamak istedi.
I feel like crying.
Canım ağlamak istiyor.
Eliza is crying.
Eliza ağlıyor.
Her eyes were red from crying.
Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.
I felt like crying when I heard the news.
Haberi duyduğumda ağlayacak gibi hissettim.
She felt like crying when she heard the news.
Haberi duyduğunda ağlayacak gibi hissetti.
Upon hearing the news, she burst out crying.
Haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.
She felt like crying after hearing that news.
Haberi duyduktan sonra ağlayacak gibi hissetti.
When she heard the news, she broke down crying.
Haberi duyunca gözyaşlarına boğuldu.
Upon hearing the news, she broke down crying.
Haberi duyunca ruhen yıkıldı.
The nurse soothed the crying child.
Hemşire ağlayan çocuğu yatıştırdı.
Everybody's crying.
Herkes ağlıyor.
As soon as Jack saw her, he burst out crying.
Jack onu görür görmez ağlamaya başladı.
Julia felt like crying when she heard the news.
Julia haberi duyduğunda ağlayacak gibi hissetti.
My sister started crying.
Kız kardeşim ağlamaya başladı.
I heard a little girl crying.
Küçük bir kızın ağladığını duydum.
The little girl just kept crying.
Küçük kız ağlamaya devam etti.
It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Kay ağlamayı kesen çocuğu alıncaya kadar değildi.
I was almost crying for Kylie Minogue.
Kylie Minogue için neredeyse ağlıyordum.
Please stop crying.
Lütfen ağlamayı bırakın.
Mary laid on her bed, crying with her face buried into her pillow.
Mary yatağına uzandı, yüzü yastığına gömülü şekilde ağladı.
I don't know why he's crying.
Neden ağlıyor bilmiyorum.
Why are you crying? It's just a movie!
Neden ağlıyorsun? Sadece bir film!
Why am I crying?
Neden ağlıyorum?
What are you crying about, sweetheart?
Niçin ağlıyorsun, tatlım?
That kid kept crying for hours.
O çocuk saatlerce ağlamaya devam etti.
He's crying.
O ağlıyor.
She was crying.
O ağlıyordu.
She was crying with pain.
O acıdan dolayı ağlıyordu.
She is calm now; she has stopped crying.
O şimdi sakin; ağlamayı durdurdu.
She was crying for a toy.
O bir oyuncak için ağlıyordu.
Was the baby crying then?
O zaman, bebek ağlıyor muydu?
She is crying.
O, ağlıyor.
He was crying.
O, ağlıyordu.
She was on the verge of crying.
O, ağlamak üzereydi.
She began crying.
O, ağlamaya başladı.
He kept on crying.
O, ağlamaya devam etti.
She couldn't keep from crying.
O, ağlamayı engelleyemedi.
She broke away crying.
O, ağlayarak ayrıldı.
She kept crying all night.
O, bütün gece ağlamaya devam etti.
She was crying as she answered.
O, cevap verdiğinde ağlıyordu.
She was crying last night.
O, dün gece ağlıyordu.
He saw at a glance that his daughter had been crying.
O, kızının ağladığını bir bakışta gördü.
She was crying in her room.
O, odasında ağlıyordu.
She asked him why he was crying, but he didn't answer.
O, ona niçin ağladığını sordu fakat o cevap vermedi.