Drinking and driving can be dangerous.
İçki içmek ve araba sürmek tehlikeli olabilir.
Driving too fast is dangerous.
Çok hızlı araba sürmek tehlikelidir.
Driving after drinking alcohol is not acceptable behavior.
Alkol içtikten sonra sürüş yapmak kabul edilemez bir davranıştır.
Tom served five days in jail last year after pleading guilty to drunken driving.
Alkollü araç sürme suçunu kabul ettikten sonra geçen yıl beş gün hapishanede yattı.
Driving a car is really very simple.
Araba kullanmak gerçekten çok basit.
You cannot be too careful driving a car.
Araba sürerken çok dikkatli olamazsın.
When you are driving, you should make way for ambulances.
Araba sürerken ambulanslara yol vermelisin.
I was afraid I might fall asleep while driving.
Araba sürerken uykuya dalmaktan korktum.
While driving, mind the potholes.
Araba sürerken, çukurlara dikkat et.
He has quite a lot of experience in driving.
Araba sürmede oldukça çok deneyimi var.
Driving a car is a lot of fun.
Araba sürmek çok eğlencelidir.
Driving relaxes me.
Araba sürmek beni rahatlatıyor.
I shouldn't have been driving.
Araba sürmemeliydim.
Tom will be driving my car.
Arabamı Tom sürüyor olacak.
We took turns driving the car.
Arabayı sırayla sürdük.
The man driving the car had been drinking.
Arabayı süren adam içki içiyordu.
The young man driving the car was drunk.
Arabayı süren genç adam sarhoştu.
Can you take over driving for a while?
Arabayı sürmeyi bir süre devralabilir misin?
He was driving the car at full speed.
Arabayı tam hızda sürüyordu.
My friend talks too much and she's driving me crazy.
Arkadaşım çok fazla konuşuyor ve o beni deli ediyor.
We do not become good drivers by concentrating on driving as such.
Aslında sürmeye yoğunlaşarak iyi sürücüler olmayız.
That Prof.'s talk is driving me up the wall.
Şu Prof.'un konuşması beni deli ediyor.
Are you seriously thinking about driving all night?
Bütün gece araba sürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?
If I don't fail, then I can get my driving license this year.
Başarısız olmazsam, bu yıl ehliyetimi alabilirim.
Even though the posted speed limit was 55 miles per hour, Tom was driving much faster.
Belirtilen hız limiti saatte 55 mil olmasına rağmen Tom çok daha hızlı sürüyordu.
I am not experienced in driving.
Ben araba sürmede deneyimli değilim.
I am used to driving a truck.
Ben bir kamyon sürmeye alışkınım.
Driving during a storm can be dangerous.
Bir fırtına anında araba sürmek tehlikeli olabilir.
I am driving a truck.
Bir kamyon sürüyorum.
A cowboy is driving cattle to the pasture.
Bir kovboy sığırları otlağa götürüyor.
A boy was driving a flock of sheep.
Bir oğlan koyun sürüsünü güdüyordu.
I go to a driving school.
Bir sürücü okuluna gidiyorum.
Someone stole my driving licence.
Birisi benim sürücü belgemi çaldı.
We took turns with the driving.
Biz dönüşümlü olarak araba sürdük.
Our city police have a new campaign targeting drunken driving.
Bizim şehir polisinin sarhoş sürücüleri hedefleyen yeni bir kampanyası var.
This is driving me crazy.
Bu beni deli ediyor.
This noise is driving me crazy.
Bu gürültü beni deli ediyor.
I'm not used to driving a truck this large.
Bu kadar büyük bir kamyonu sürmeye alışkın değilim.
I'm not used to driving in this kind of traffic.
Bu tür trafikte araba sürmeye alışkın değilim.
He was driving a car along the street.
Cadde boyunca bir araba sürüyordu.
Carol is driving a rent-a-car.
Carol kiralık bir araba sürüyor.
Defensive driving can help you avoid accidents.
Defansif sürüş kazadan kaçınmana yardımcı olabilir.
Careful driving prevents accidents.
Dikkatli sürmek kazaları önler.
She was punished for careless driving.
Dikkatsiz araba sürdüğü için cezalandırıldı.
Careless driving causes accidents.
Dikkatsiz araba sürme kazalara neden olmaktadır.
Honestly, I would think driving there daily is better than moving.
Doğrusu, her gün oraya arabayla gitmenin taşınmaktan daha iyi olduğunu düşünüyorum.
I lost my driving license.
Ehliyetimi kaybettim.
Fred and George took turns with the driving.
Fred ve George araba sürmekten hoşlandılar.
The noise is driving me crazy.
Gürültü beni delirtiyor.
Even though the speed limit was 55 miles per hour, Tom was driving much faster.
Hız limiti saatte 55 mil olmasına rağmen Tom çok daha hızlı sürüyordu.
I must make up for lost time by driving fast.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.
Tom hates driving when it's foggy.
Hava sisli olduğunda Tom araba sürmekten nefret eder.
Every student passed the driving test.
Her öğrenci sürücü testini geçti.
I'm not tired at all. Tom did most of the driving.
Hiç yorgun değilim. Arabayı sürme işinin çoğunu Tom yaptı.
I'm not driving anywhere.
Hiçbir yere sürmüyorum.
Jim is not yet used to driving on the left side of the road.
Jim henüz yolun sol tarafında sürmeye alışkın değil.
My daughter's driving me crazy.
Kızım beni deli ediyor.
We are driving the trucks into the garage.
Kamyonları garaja doğru sürüyoruz.
Driving in the dark feels like flying!
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.
Mileage varies with driving conditions.
Kilometre performansı sürüş koşullarına göre değişir.
That's a nice car you're driving.
Kullandığın hoş bir araba.
We took turns driving.
Nöbetleşe arabayı sürdük.
What are you driving at?
Ne demek istiyorsun?
He is bad at driving.
O araba sürmede kötüdür.
Driving through that snowstorm was a nightmare.
O kar fırtınasında araba sürmek bir kabustu.
What is he driving at?
O ne demek istiyor?
He was driving a new red convertible.
O yeni kırmızı üstü açılabilir bir araba sürüyordu.
He is good at driving.
O, araba sürmede iyidir.
It's driving me crazy.
O, beni çıldırtıyor.
She saw him driving his new car.
O, onu yeni arabasını sürerken gördü.
He failed to pass his driving test.
O, sürücü sınavını geçemedi.
He has been driving for hours.
O, saatlerdir araba sürüyor.
His careless driving caused the accident.
Onun dikkatsiz sürüşü kazaya sebep oldu.
His job is driving a sight-seeing bus.
Onun işi, bir tur otobüsü sürücülüğüdür.
I cannot understand what he is driving at.
Onun ne demek istediğini anlayamıyorum.
The car he's driving is not his.
Onun sürdüğü araba onunki değil.
We took turns driving our car on our way there.
Oraya giderken arabamızı sırayla sürdük.
We took turns driving on the way to Osaka.
Osaka'ya giderken arabayı nöbetleşe sürdük.
The man driving the bus is a good friend of mine.
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.
You can't be too careful driving on the expressway.
Otobanda araba kullanırken ne kadar dikkatli olsan azdır.
The policeman arrested him for drunken driving.
Polis alkollü araç kullanmaktan onu tutukladı.
The policeman is driving the car.
Polis arabayı kullanıyor.
The policeman gave Tom a ticket for reckless driving.
Polis Tom'a dikkatsiz sürüşü için trafik cezası kesti.
The heat's driving me crazy.
Sıcaklık beni çıldırtıyor.
My driving instructor says I should be more patient.
Sürüş öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.
I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.
He amazed everyone by passing his driving test.
Sürücü sınavını geçerek herkesi şaşırttı.
He flunked his driving test three times.
Sürücü testinde üç kez başarısız oldu.
Keep driving.
Sürmeye devam et.
Just keep driving.
Sadece sürmeye devam et.
I assume Tom did all the driving.
Sanırım tüm sürüşü Tom yaptı.
He was arrested for drunken driving.
Sarhoş araba sürdüğü için tutuklandı.
Drunk driving is a serious problem.
Sarhoş araba sürme ciddi bir sorundur.
He was driving under the influence of alcohol.
Sarhoşken araba sürüyordu.
He was punished for drunken driving.
Sarhoşken araba sürdüğü için cezalandırıldı.