"I want to talk to your grandfather." "That's not possible, he died a few years back."
"Büyükbabanla konuşmak istiyorum." "Bu olanaksız, çünkü o birkaç yıl önce öldü. "
"When does your sister come back from work?" "I don't know, but I think she'll arrive at home a few minutes before me."
"Kız kardeşin işten ne zaman dönecek?" "Bilmiyorum fakat sanırım benden birkaç dakika önce eve gelecek."
The handyman was supposed to arrive at twelve noon, but got stuck in a traffic jam for a few hours.
İşçinin öğle on ikide gelmesi bekleniyordu fakat birkaç saattir bir trafik sıkışıklığında sıkıştı.
I met Tom for a few drinks after work.
İşten sonra birkaç içki için Tom'la buluştum.
There are few sites in the Tatar language on the Internet.
İnternette Tatar dilinde çok az site vardır.
He spent a few months in Scotland.
İskoçya'da birkaç ay geçirdi.
It's so easy to write good example sentences, that even if we accidentally delete a few good sentences in the process of getting rid of a whole lot of bad ones, I think we could drastically improve the quality of this corpus by doing a lot of deleting.
İyi örnek cümleler yazmak o kadar kolaydır ki bir sürü kötü olanlardan kurtulma sürecinde birkaç iyi cümleyi kazara iptal etsek bile, sanırım çok sayıda iptal yaparak bu korpusun kalitesini şiddetle geliştirebiliriz.
I'd like to ask Tom a few questions if I may.
İzninizle Tom'a bir kaç soru sormak istiyorum.
There are a few books in the bag.
Çantada birkaç kitap var.
The nuclear family is a young prejudice; in fact, families have only been built around the few immediate members in the last 50 or 60 years of relative wealth.
Çekirdek aile genç bir önyargıdır; aslında, aileler sadece göreli zenginliğin son 50 ya da 60 yılı içinde birkaç yakın üyenin etrafında inşa edilmiştir.
It is estimated that only a few hundred pandas remain, with a small number of them being raised in zoos in China and abroad.
Çin'de ve yurt dışında hayvanat bahçelerinde yetiştirilen birkaç tane ile birlikte, sadece birkaç yüz pandanın kaldığı tahmin edilmektedir.
A few were drunk most of the time.
Çoğunlukla birkaç kişi sarhoştu.
The boy has few friends to play with.
Çocuğun oynayacak birkaç arkadaşı var.
I have very few books in English.
Çok az sayıda İngilizce kitabım var.
She has very few close friends.
Çok az sayıda samimi arkadaşı var.
You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
There are a few apples on the tree, aren't there?
Ağaçta birkaç elma var, değil mi?
The man died a few hours ago.
Adam birkaç saat önce öldü.
Fat hens lay few eggs.
Şişman tavuklar birkaç yumurta yumurtlarlar.
May I take a few days off to visit my family?
Ailemi ziyaret etmek için birkaç gün izin alabilir miyim?
By evening, a few clouds had formed.
Akşama kadar, birkaç bulut oluştu.
Akira went out for a few minutes.
Akira birkaç dakika için dışarı çıktı.
I have a few things I need to buy.
Almak zorunda olduğum birkaç şeyim var.
We have few opportunities to speak German.
Almanca konuşmak için çok az fırsatımız var.
I met Tom a few weeks before he died.
Ölmeden birkaç hafta önce Tom'la karşılaştım.
I have a few friends in the United States.
Amerika'da birkaç arkadaşım var.
When you speak Shanghainese with your mum, I only understand a few words, so I can't join in the conversation.
Annenle Şangayca konuştuğun zaman sadece çok az kelime anlayabiliyorum, bu yüzden de konuşmaya katılamayacağım.
I weigh 70 kilos, give or take a few kilos.
Üç aşağı beş yukarı, yetmiş kiloyum.
I stopped sending Christmas cards a few years ago.
Üç yıl önce Noel kartları göndermeyi durdurdum.
The university is located a few blocks from the edge of the ghetto.
Üniversite gettonun birkaç blok ötesindedir.
What surprised me most when I first entered college was how few of my classmates knew how to study efficiently.
Üniversiteye ilk girdiğimde beni en çok şaşırtan şey sınıf arkadaşlarımdan çok azının verimli çalışmayı nasıl bildikleriydi.
He borrowed his friend's car for a few days.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.
Only a few of my friends can speak French.
Arkadaşlarımdan sadece birkaç tanesi Fransızca konuşabilir.
He had few friends there anymore.
Artık orada az sayıda arkadaşı vardı.
He spent a few months wandering around Europe.
Avrupa'da dolaşarak birkaç ay geçirdi.
I have a few minutes to spare.
Ayıracak birkaç dakikam var.
Do you have a few minutes to spare?
Ayıracak birkaç dakikan var mı?
I just got up. Give me a few minutes to get ready.
Az önce kalktım. Hazırlanmam için bana birkaç dakika ver.
Little money, few friends.
Az para, birkaç arkadaş.
I have few friends.
Az sayıda arkadaşım var.
President Jackson left a few minutes later.
Başkan Jackson birkaç dakika sonra gitti.
Can you spare me a few minutes?
Bana birkaç dakika ayırabilir misin?
Could you spare me a few minutes?
Bana birkaç dakika ayırabilir misiniz?
Could you give me a few more minutes?
Bana birkaç dakika daha verebilir misin?
Would you give me a few minutes alone with Tom?
Bana yalnız Tom'la birkaç dakika verir misin?
Can you spare me a few minutes of your time?
Bana zamanınızdan birkaç dakika ayırır mısınız?
Mr White made a few comments on my speech.
Bay White konuşmamla ilgili birkaç yorum yaptı.
She fainted, but came to after a few minutes.
Bayıldı ama birkaç dakika sonra kendine geldi.
Gentlemen, allow me to say a few words in greeting.
Baylar, karşılamada birkaç söz söylemem için bana izin verin.
I sometimes wish I could live a quiet retired sort of life but I doubt I could stand it for more than a few days.
Bazen sessiz bir emekli hayatı yaşayabilmeyi düşünüyorum fakat buna birkaç günden daha fazla dayanabileceğimden şüpheliyim.
I saw him go into the toilet a few minutes ago.
Beş dakika önce onun tuvalete girdiğini gördüm.
I reached the museum after a few minutes' walk.
Beş dakikalık yürüyüşten sonra müzeye vardım.
In a few days, the baby will be able to walk.
Bebek birkaç gün içinde yürüyebilecek.
Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.
I hope to get away from Tokyo for a few days.
Ben birkaç gün için Tokyo'dan uzaklaşmayı umuyorum.
I know quite a few people who don't eat meat.
Ben et yemeyen epeyce insan tanıyorum.
Shall I send a few books for her?
Ben onun için birkaç kitap göndereyim mi?
I missed the train by only a few minutes.
Ben sadece birkaç dakika ile treni kaçırdım.
I postponed doing my housework for a few hours.
Ben, birkaç saatliğine ev işimi yapmayı erteledim.
Will you listen to me for a few minutes?
Beni birkaç dakikalığına dinleyecek misiniz?
I have a few friends.
Benim birkaç arkadaşım var.
I have a few books.
Benim birkaç kitabım var.
My toothache returned in a few hours.
Benim diş ağrısı birkaç saat içinde geri döndü.
I have a few essays to write by tomorrow.
Benim yarına kadar yazacak birkaç denemem var.
He asked a few questions of me.
Benimle ilgili birkaç soru sordu.
My computer stopped working a few days ago.
Bilgisayarım birkaç gün önce çalışmayı durdurdu.
Not a few people live to be over eighty.
Bir çok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.
Many are called, but few are chosen.
Bir çok kişi aranır ama birkaç kişi seçilir.
When writing for a German newspaper, every few sentences you should replace some grammatical case with a dative, or a noun with its English translation, to make your article linguistically more interesting.
Bir Alman gazetesi için yazarken bazı gramer halini datif haliyle değiştirmen gereken her birkaç cümle ya da İngilizce çevirisi ile değiştirmen gereken bir isim dilsel olarak makaleni daha ilginç yapacaktır.
A ceasefire began a few hours later.
Bir ateşkes birkaç saat sonra başladı.
Quite a few students are absent today.
Bir hayli öğrenci bugün yok.
Quite a few Americans like sushi.
Birçok Amerikalılar suşi severler.
Quite a few people went to the concert.
Birçok insan konsere gitti.
Quite a few people have two cars.
Birçok insanın iki arabası var.
I've been to Boston quite a few times.
Birçok kez Boston'a gittim.
It seems we have quite a few problems.
Birçok sorunumuz var gibi görünüyor.
Hang on a minute. There's quite a few black chess pieces over there.
Biraz bekleyin. Orada fazlasıyla siyah satranç taşı var.
I'm doing some history research and would like to ask you a few questions.
Biraz geçmişi araştırma yapıyorum, ve size birkaç soru sormak istiyorum.
We've known each other quite a few years.
Birbirimizi birçok yıldır tanıyoruz.
I have few English books.
Birkaç İngilizce kitabım var.
I have a few English books.
Birkaç İngilizce kitabım var.
A few students were left behind.
Birkaç öğrenci arkada bırakıldı.
Not a few pupils could solve the problem.
Birkaç öğrenci problemi çözemedi.
I've got a few suggestions.
Birkaç önerim var.
I'll make a few calls.
Birkaç arama yapacağım.
He had few friends and little money.
Birkaç arkadaşı ve biraz parası vardı.
I've got a few friends.
Birkaç arkadaşım var.
A few months ago I received a call from Mr Lemond.
Birkaç ay önce Bay Lemond'dan bir davet aldım.
I met Tom a few months ago.
Birkaç ay önce Tom'a rastladım.
You will be able to speak fluent English in another few months.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.
A few months later, Israel invaded Egypt.
Birkaç ay sonra İsrail Mısır'ı işgal etti.
There was another clash a few months later.
Birkaç ay sonra bir çatışma daha vardı.
I have studied Italian for a few months.
Birkaç aydır İtalyanca çalışmaktayım.
I've been in Boston for a few months.
Birkaç aydır Boston'dayım.