France's currency was the franc, and its symbol was â£. While it is no longer used in France, francs are still in use in some former French colonies such as Guinea.
Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü "₣" idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.
RubleÅskaja created very believable images of such historical figures as Francysk Skaryna, Franc SaviÄ, Barbara RadziviÅ? et al.
The Swiss Franc is soaring.
On the language website, he could not find the selection for Lingua Franca Nova.
The use of English as a lingua franca comes from practical needs.
In Spain and France, we buy fresh bread every day.
İspanya'da ve Fransa'da her gün taze ekmek alırız.
Akiko has some friends in France.
Akiko'nun Fransa'da bazı arkadaşları var.
German soldiers marched through France.
Alman askerleri Fransa'ya yürüdü.
German forces attacked British soldiers near Amiens, France.
Alman kuvvetleri, Amiens, Fransa yakınlarında İngiliz askerlere saldırdı.
Germany borders on France.
Almanya Fransa'nın sınır komşusudur.
Germany shares a border with France.
Almanya, Fransa ile bir sınır paylaşmaktadır.
The United States had a treaty with France.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Fransa ile bir anlaşması vardı.
Andorra is a small principality situated between Spain and France.
Andorra, İspanya ve Fransa arasında bulunan küçük bir prensliktir.
Have you ever been to France?
Şu ana kadar Fransa'da bulundun mu?
For one reason or another, their holiday in France wasn't as good as they expected it would be.
Şu ya da bu nedenle, onların Fransa'daki tatili onların olmasını umdukları kadar iyi değildi.
The president was visiting France that month.
Başkan o ay Fransa'yı ziyaret ediyordu.
We want to go to France for our honeymoon.
Balayımız için Fransa'ya gitmek istiyoruz.
He told me that he would go to France in June.
Bana haziranda Fransa'ya gideceğini söyledi.
Monsieur D'Espilly, in the year 1772, calculated the population of France at upwards of 22 millions; namely, 10,562,631 males, and 11,451,726 females; consequently the proportion of females to males was about 14 to 13.
Bay D'Espilly, 1772'de Fransa nüfusunun 22 milyondan fazla olduğunu hesapladı; yani 10,562,631 erkek ve 11,451,726 kadın; sonuç olarak kadınların erkeklere oranı yaklaşık 14'e 13'tü.
I'd like to go to France sometime.
Bazen Fransa'ya gitmek istiyorum.
Belgium is not so large as France.
Belçika Fransa kadar büyük değidir.
Belgium is not as big as France.
Belçika Fransa kadar büyük değildir.
Belgium is not as large as France.
Belçika Fransa kadar büyük değildir.
I want to go over to France.
Ben Fransa'ya gitmek istiyorum.
Most Germans expected the Allies would attack at Calais, in France.
Bir çok Alman, müttfefiklerin Fransa'daki Calais'ye saldıracağını sanıyordu.
I'd like to go to France one day.
Bir gün Fransa'ya gitmek istiyorum.
Within one day, they were in France.
Bir gün içinde onlar Fransadaydı.
In France, we study men, in Germany, books.
Biz Fransa'da insanları, Almanya'da kitapları araştırıyoruz.
We are from France.
Biz Fransalıyız.
We don't need a visa to go to France.
Bizim Fransa'ya gitmemiz için bir vizeye ihtiyacımız yoktur.
Those countries used to belong to France.
Bu ülkeler Fransa'ya aitti.
This city is located in France.
Bu şehir Fransa'da bulunmaktadır.
This machine was manufactured in France.
Bu makine Fransa'da imal edilmiştir.
I ordered this swimsuit from France.
Bu mayoyu Fransa'dan sipariş ettim.
I am going to France in Summer this Year.
Bu yaz Fransa'ya gidiyorum.
Have you been to France before?
Daha önce Fransa'da bulundun mu?
After the revolution, France became a republic.
Devrimden sonra, Fransa bir cumhuriyet oldu.
France is to the south of England.
Fransa İngiltere'nin güneyindedir.
France had signed a secret treaty with Spain.
Fransa İspanya ile gizli bir antlaşma imzaladı.
France borders Italy.
Fransa İtalya'nın sınır komşusudur.
The President of France visited Okinawa.
Fransa Başkanı, Okinawa'yı ziyaret etti.
France is a republic.
Fransa bir cumhuriyettir.
The war with France was over.
Fransa ile savaş sona erdi.
The King of France is bald.
Fransa kralı keldir.
The history of France is very interesting.
Fransa tarihi çok ilginçtir.
France and Britain were at war once again.
Fransa ve İngiltere bir kez daha savaştaydı.
France and Britain joined the invasion.
Fransa ve İngiltere işgale katıldı.
France is the winner of the 1998 World Cup.
Fransa, 1998 Dünya Kupası'nın galibidir.
France is adjacent to Spain.
Fransa, İspanya ile komşudur.
France is in western Europe.
Fransa, Batı Avrupa'dadır.
France was at war with Russia.
Fransa, Rusya ile savaştaydı.
French is spoken in France.
Fransızca Fransa'da konuşulur.
In France, the seventeenth century is the period of classical literature.
Fransa'da 17.yüzyıl klasik edebiyat dönemidir.
In France, a great amount of wine is consumed.
Fransa'da büyük miktarda şarap tüketildi.
I graduated from an American school in France.
Fransa'da bir Amerikan okulundan mezun oldum.
Workers in France receive four weeks of paid vacation each year.
Fransa'da işçiler her yıl dört haftalık ücretli izin alırlar.
Artists are highly respected in France.
Fransa'da sanatçlara hayli saygı gösterilir.
I would like to live in France.
Fransa'da yaşamak isterim.
A crisis in France could be bad for America.
Fransa'daki bir kriz Amerika için kötü olabilir.
I haven't eaten French food since I left France.
Fransa'dan ayrıldığımdan beri Fransız yemeği yemedim.
I am from France.
Fransalıyım.
I'm from France.
Fransalıyım.
France used to have many colonies in Africa.
Fransa'nın Afrikada birçok kolonileri vardı.
France has a higher birthrate than most of Europe.
Fransa'nın Avrupa'nın çoğundan daha yüksek bir doğum oranı var.
The capital of France is Paris.
Fransa'nın başkenti Paris'tir.
The capital city of France is Paris.
Fransa'nın başkenti Paris'tir.
The women of France are beautiful.
Fransa'nın bayanları güzeldir.
What is the population of France?
Fransa'nın nüfusu nedir?
What's the total population of France?
Fransa'nın toplam nüfusu nedir?
If you're going to go to France, you should brush up on your French.
Fransa'ya gideceksen, Fransızcanı tazelemelisin.
I would like to go to France.
Fransa'ya gitmek istiyorum.
He decided to go to France.
Fransa'ya gitmeye karar verdi.
Two months have passed since he left for France.
Fransaya gittiğinden beri iki ay geçti.
We are traveling to France by air.
Fransa'ya hava yoluyla seyahat ediyoruz.
I'd like to know how to send money to France.
Fransa'ya nasıl para gönderileceğini bilmek istiyorum.
He has visited France three times.
Fransa'yı üç kez ziyaret etti.
I love France.
Fransa'yı seviyorum.
France won the World Cup in soccer in 1998.
Futbolda dünya kupasını 1998'de Fransa kazandı.
I bought a small lot on the hillside in Southern France where I plan to build a retirement home.
Güney Fransa'da dağın yamacında emeklilik evi yapmayı planladığım küçük bir arsa aldım.
They vacationed in France last year.
Geçen yıl Fransa'da tatil yaptılar.
The statue was built in France.
Heykel Fransa'da yapıldı.
If you know that something unpleasant will happen, that you will go to the dentist for example, or to France, then that is not good.
Hoş olmayan bir şey olacağını biliyorsan, örneğin dişçiye gideceğini, ya da Fransa'ya, öyleyse bu iyi değil.
John left for France yesterday.
John dün Fransa'ya gitti.
She went to France in order to study music.
Müzik eğitimi yapmak için Fransa'ya gitti.
Mireille Mathieu is one of France's best singers.
Mireille Mathieu, Fransa'nın en iyi şarkıcılarından biridir.
Napoleon Bonaparte ruled France at that time.
Napoleon Bonaparte o zaman Fransa'yı yönetti.
That island was governed by France at one time.
O ada bir zamanlar Fransa tarafından yönetildi.
He is now working in France.
O şimdi Fransa'da çalışıyor.
She came over to France for a holiday.
O bir tatil için Fransa'ya geldi.
He was in France.
O Fransa'daydı.
She's from France.
O Fransalı.
She is from France.
O Fransalıdır.
He is from France.
O Fransalıdır.
She is going to France next week.
O, önümüzdeki hafta Fransa'ya gidiyor.
He has been to France three times.
O, üç kez Fransa'da bulunmuştur.