Both brothers were there.
İki birader de oradaydı.
The two brothers are quite unlike in their appearance.
İki erkek kardeş görünümde oldukça farklı.
He has two brothers, one lives in Osaka and the other in Kobe.
İki erkek kardeşi var; biri Osaka'da diğeri Kobe'de yaşıyor.
We're both teachers.
İkimiz de öğretmenleriz.
The twin brothers are as like as two peas.
İkiz erkek kardeşler iki bezelye kadar benzer.
The twin brothers look exactly alike.
İkiz erkek kardeşler tam olarak benziyorlar.
I miss my elementary school teachers.
İlkokul öğretmenlerimi özlüyorum.
The English used in the composition is too good. She can't have written it herself.
İngilizce kompozisyon çok iyi. Onu kendisi yazmış olamaz.
One should respect others.
İnsan başkalarına saygı göstermeli.
People tend to look at others with bias.
İnsanlar diğerlerine önyargı ile bakmak eğilimindedir.
People who are constantly copying others do it because they can't think for themselves.
İnsanlar kendilerini düşünemedikleri için onu sürekli başkalarını kopyalayan insanlar yaparlar.
Good parents are the best teachers.
İyi ebeveynler en iyi öğretmenlerdir.
Don't compare your children with others.
Çocuklarını başkalarıyla kıyaslama.
She steeled herself not to cry.
Ağlamamak için kendini güçlendirdi.
Some of the students were from Asia and the others were from Europe.
Öğrencilerden bazıları Asyalı ve diğerleri Avrupalıydı.
Teachers often buy school supplies with their own money.
Öğretmenler çoğunlukla kendi paralarıyla okul malzemeleri alırlar.
The teachers greeted the children.
Öğretmenler öğrencileri selamladılar.
Teachers must get tired of rectifying the same mistakes over and over again in their students' papers.
Öğretmenler öğrencilerinin kağıtlarındaki aynı hataları tekrar tekrar düzeltmekten bıkmış olmalı.
The teachers teach.
Öğretmenler öğretiyorlar.
Teachers should treat all their students impartially.
Öğretmenler bütün öğrencilerine tarafsız davranmalılar.
Teachers should occasionally let their students blow off some steam.
Öğretmenler bazen öğrencilerinin stres atmasına izin vermeliler.
Although teachers give a lot of advice, students don't always take it.
Öğretmenler bir sürü tavsiye vermelerine rağmen, öğrenciler her zaman onu almazlar.
The teachers greeted the little boys.
Öğretmenler küçük çocukları karşıladılar.
The young sorceress was ordered to turn Tom back into a human, after the teachers learned of her prank.
Öğretmenler onun eşek şakasını öğrendikten sonra genç büyücü kadına Tom'u tekrar bir insana döndürmesi buyruldu.
None of the teachers could solve the problem.
Öğretmenlerden hiçbiri problemi çözemedi.
Does it not happen to any teachers?
Öğretmenlere hiç olmaz mı?
My teachers like me.
Öğretmenlerim beni sever.
I like my teachers.
Öğretmenlerimi seviyorum.
I speak French with my teachers.
Öğretmenlerimle Fransızca konuşurum.
Teachers must understand children.
Öğretmenlerin çocukları anlamaları gerekir.
You should be respectful to your teachers.
Öğretmenlerine karşı saygılı olmalısın.
Obey your teachers.
Öğretmenlerinize itaat edin.
The academically talented students helped others in the classroom.
Akademisyen öğrenciler sınıfta başkalarına yardımcı oldu.
I spoke to the actress herself.
Aktrisin kendisiyle konuştum.
My mother lives by herself.
Anne tek başına yaşıyor.
Mothers often pamper their children.
Anneler çoğunlukla çocuklarını şımartırlar.
The mothers sew.
Anneler dikiyorlar.
My mother has four brothers.
Annemin dört erkek kardeşi var.
My mother has two brothers.
Annemin iki erkek kardeşi var.
The mother told her daughter to do it herself.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.
The three brothers must help one another.
Üç erkek kardeş birbirlerine yardım etmeliler.
He has three brothers.
Üç erkek kardeşi vardır.
I have three brothers.
Üç erkek kardeşim var.
I have three dogs; one is male and the others are female.
Üç tane köpeğim var; birisi erkek, diğerleri dişi.
Bathers in Argentina were attacked by piranhas.
Arjantin'de yüzmeye gidenler piranhalar tarafından saldırıya uğradı.
My friend Kei is beautiful, but she is not considerate to others.
Arkadaşım Kei güzel, ama başkalarına saygılı değil.
Are those guys your brothers?
Şu adamlar senin erkek kardeşlerin mi?
Those photos are hers.
Şu fotoğraflar onun.
Those twin brothers have similar faces.
Şu ikiz erkek kardeşler benzer yüzlere sahip.
He was such a bright boy others admired him.
Öylesine parlak bir çocuktu ki diğerleri ona hayrandı.
She looked at herself in the mirror.
Aynada kendine baktı.
She smiled at herself in the mirror.
Aynada kendine gülümsedi.
She managed to carry all the bags herself.
Bütün çantaları kendisi taşıyabildi.
Not all teachers behave like that.
Bütün öğretmenler böyle davranmaz.
I like him best of all the teachers.
Bütün öğretmenlerin içinde ençok onu severim.
Where are all the others?
Bütün diğerleri nerede?
I've spent my whole life trying to help others.
Bütün hayatımı başkalarına yardım etmeye çalışarak geçirdim.
Grandmother carried the table by herself.
Büyükanne masayı kendi başına taşıdı.
My grandmother lives by herself.
Büyükannem tek başına yaşıyor.
Don't blame others for your failure.
Başarısızlığın için diğerlerini suçlama.
She herself helped him because no one else would.
Başka birisi yardım etmeyeceği için, ona onun kendisi yardım etti.
He is always saying bad things about others.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.
You should not speak ill of others.
Başkaları hakkında kötü konuşmamalısın.
He makes it a rule never to speak ill of others.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.
He was willing to work for others.
Başkaları için çalışmaya istekliydi.
There may be others.
Başkaları olabilir.
Do you have any others?
Başkaları var mı?
Don't be too dependent on others.
Başkalarına çok bağımlı olmayın.
You shouldn't depend on others too much.
Başkalarına çok fazla bağımlı olmamalısın.
It is often necessary to depend upon others.
Başkalarına bağlı olmak sık sık gereklidir.
You should not rely on others.
Başkalarına güvenmemelisiniz.
You must be kind to others.
Başkalarına karşı nazik olmalısın.
Be kind to others.
Başkalarına karşı nazik olun.
We should treat others with sincerity.
Başkalarına samimi davranmalıyız.
He is too proud to ask others any question.
Başkalarına soru sormayacak kadar çok gururludur.
To help others is to help yourself.
Başkalarına yardım etmek, kendine yardım etmektir.
You ought not to speak ill of others behind their backs.
Başkalarını arkalarından kötülememelisiniz.
It's not polite to point at others.
Başkalarını göstermek kabalıktır.
It is rude to point at others.
Başkalarını işaret etmek kabalıktır.
They are talking loudly when they know they are disturbing others.
Başkalarını rahatsız ettiklerini öğrendiklerinde yüksek sesle konuşuyorlardı..
You must not be jealous of others' success.
Başkalarının başarılarını kıskanmamalısın.
You've succeeded where others have failed.
Başkalarının başarısız olduğu yerde sen başarılı oldun.
He pays no attention to others' feelings.
Başkalarının duygularına dikkat etmez.
Never speak ill of others.
Başkalarının hakkında asla kötü konuşma.
You are too ready to speak ill of others.
Başkalarının hakkında kötü konuşmaya gereğinden fazla hazırsın.
Don't pry into the affairs of others.
Başkalarının işlerine karışmayın.
Don't worry about what others say.
Başkalarının söyledikleri hakkında üzülme.
It is rude to interrupt others.
Başkalarının sözünü kesmek kabalıktır.
You should not expect the help of others.
Başkalarının yardımlarını beklememelisiniz.
We should not make fun of others.
Başkalarıyla alay etmemeliyiz.
When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.
The fathers work.
Babalar çalışıyorlar.
My father has five brothers and sisters.
Babamın beş erkek ve kız kardeşi var.