It was obviously a joke.
Açıkçası bir şakaydı.
I missed the point of the joke.
Şakanın konusunu kaçırdım.
The whole class laughed at his joke.
Bütün sınıf onun şakasına güldü.
Tell me a joke.
Bana bir fıkra anlat.
I laughed my ass off when they told me that joke.
Bana bu şakayı anlattıkları zaman kıçımla güldüm.
Tell me that was a joke!
Bana bunun bir şaka olduğunu söyle!
Being a foreigner, I couldn't catch on to the joke.
Ben bir yabancı olduğum için, şakayı anlayamadım.
I didn't get the joke.
Ben fıkrayı anlamadım.
I meant it as a joke.
Ben onu şaka olarak söylemiştim.
I didn't get his joke.
Ben onun şakasını anlamadım.
My joke went over very well.
Benim şaka çok iyi gitti.
It is hard to translate a joke into another language.
Bir şakayı başka bir dile çevirmek zordur.
He told a good joke.
Bize iyi bir fıkra anlattı.
It was a stupid joke.
Bu aptalca bir şakaydı.
It was a stupid joke.
Bu aptalca bir şakaydı.
This is no joke.
Bu şaka değil.
This joke is crude.
Bu şaka nezaketsiz.
This joke is politically incorrect.
Bu şaka siyaseten yanlış.
What is the meaning of this joke?
Bu şakanın anlamı nedir?
I never heard that joke before.
Bu şakayı daha önce hiç duymadım.
It's no joke.
Bu bir şaka değil.
It is no joke.
Bu bir şaka değil.
This is not a joke.
Bu bir şaka değil.
This isn't a joke.
Bu bir şaka değil.
Is it a joke?
Bu bir şaka mı?
Is this a joke?
Bu bir şaka mı?
This was meant as a joke.
Bu bir şaka olarak yapılmıştı.
This must be a joke.
Bu bir şaka olmalı.
This is a joke, right?
Bu bir şaka, değil mi?
This is a joke, right?
Bu bir şaka, değil mi?
This is a joke.
Bu bir şaka.
That's a joke.
Bu bir şaka.
It's nothing but a kind of joke.
Bu bir tür şakadan başka bir şey değil.
I know this joke.
Bu espriyi biliyorum.
That joke isn't funny.
Bu fıkra komik değil.
It was only a joke.
Bu sadece bir şakaydı.
Today is April 1! Let's joke!
Bugün 1 Nisan! Haydi şaka yapmaya!
I heard a good joke today.
Bugün iyi bir espri duydum.
Do you think this is a joke?
Bunun bir şaka olduğunu düşünüyor musun?
The joke amused the audience.
Espri seyirciyi eğlendirdi.
You didn't tell a joke.
Fıkra anlatmadın.
I cannot help laughing at the joke.
Fıkraya gülmemek elimde değil.
We could not help laughing at the joke.
Fıkraya gülmemek elimizde değildi.
Hearing the joke, he burst into laughter.
Fıkrayı duyduğunda, kahkahaya boğuldu.
What's your favorite joke?
Favori fıkran hangisidir?
What's your favorite blonde joke?
Favori müstehcen fıkran nedir?
Let's be honest. That joke was about me.
Hadi dürüst olalım. O şaka benim hakkımdaydı.
We all laughed at his joke.
Hepimiz onun şakasına güldük.
Everybody could not help laughing at his joke.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.
Have you ever tried telling a joke in French?
Hiç Fransızca fıkra anlatmayı denedin mi?
Everyone laughed at the speaker's joke.
Konuşmacının şakasına herkes güldü.
Please tell me it's a joke.
Lütfen bana bunu bir şaka olduğunu söyle.
What a joke!
Ne şaka ama!
It is nothing but a joke.
O şakadan başka bir şey değil.
He didn't get the joke.
O şakayı anlayamadı.
Is that another joke?
O başka bir şaka mı?
He laughed at my joke.
O benim şakama güldü.
She took my joke seriously.
O benim espriyi ciddiye aldı.
She took my words as a joke.
O benim sözlerimi bir şaka olarak kabul etti.
It's not a joke.
O bir şaka değil.
He began with a joke.
O bir şaka ile başladı.
It was a joke.
O bir şakaydı.
That's an old joke.
O eski bir şaka.
He tells a good joke.
O iyi fıkra anlatır.
Don't joke about that.
O konuda şaka yapmayın.
She told him a joke, but he didn't think it was funny.
O ona bir fıkra anlattı fakat o komik olduğunu düşünmedi.
She told him a joke.
O ona fıkra anlattı.
He said it as a joke.
O onu şaka olarak söyledi.
It's merely a joke.
O sadece bir şakadır.
It was nothing but a joke.
O sadece bir şakaydı.
It was just a joke.
O sadece bir şakaydı.
That was just a joke.
O sadece bir şakaydı.
He can't take a joke.
O, şaka kaldıramaz.
He thought the whole thing a bad joke.
O, her şeyi kötü bir şaka sandı.
He made a joke about it.
O, o konuda bir şaka yaptı.
She told him a joke, but he didn't laugh.
O, ona bir fıkra anlattı, ama o gülmedi.
He said it merely as a joke.
O, onu sadece bir şaka olarak söyledi.
He did not understand her joke.
O, onun şakasını anlamadı.
I said that as a joke.
Onu şaka olarak söyledim.
I said that as a joke.
Onu bir şaka olarak söyledim.
I just meant it as a joke.
Onu sadece bir şaka olarak yaptım.
His joke made us all laugh.
Onun şakası hepimizi güldürdü.
Her joke fell flat.
Onun şakası ilgi görmedi.
I laughed at his joke.
Onun şakasına güldüm.
I cannot help laughing at her joke.
Onun şakasına gülmemek elimde değil.
I couldn't help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmemek elimde değildi.
We couldn't help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmemek elimizde değildi.
I couldn't catch on to the joke he told us.
Onun bize anlattığı şakayı anlayamadım.
I couldn't understand his joke.
Onun esprisini anlayamadım.
His joke was great.
Onun fıkrası muhteşemdi.
Don't even joke about that.
Onun hakkında şaka bile yapma.
We thought his threat was only a joke.
Onun tehdidinin sadece bir şaka olduğunu düşündük.