At first, I couldn't play the guitar.
İlk olarak gitar çalamıyordum.
If you like, I will teach you to play chess.
İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.
Would it OK if I go over to Tom's house to play?
Çalgı çalmak için Tom'un evine gidebilir miyim?
Don't let the kid play with knives.
Çocuğun bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.
The boy has few friends to play with.
Çocuğun oynayacak birkaç arkadaşı var.
Children play in the yard.
Çocuklar bahçede oynuyorlar.
Children play with blocks.
Çocuklar bloklarla oynarlar.
Children should play outside.
Çocuklar dışarıda oynamalılar.
Children play in this park every day.
Çocuklar her gün bu parkta oynarlar.
The children went out to play.
Çocuklar oynamak için dışarı çıktılar.
Kids want to play.
Çocuklar oynamak istiyor.
Children need to play.
Çocuklar oyun oynamalı.
Children play with toys.
Çocuklar oyuncakları ile oynarlar.
The children went to play in the park.
Çocuklar parkta oynamaya gittiler.
The children would play for hours on the beach.
Çocuklar sahilde saatlerce oynardı.
The children gathered around where Tom was seated and watched him play his guitar.
Çocuklar Tom'un oturduğu yerde toplandılar ve onun gitar çalmasını izlediler.
I enjoy watching children play.
Çocukları oynarken izlemekten zevk alırım.
She warned the children not to play on the street.
Çocukları, sokakta oynamamaları için uyardı.
You must not allow the children to play here.
Çocukların burada oynamasına izin vermemelisin.
Let the children play.
Çocukların oynamasına izin ver.
Do you allow your children play in the street?
Çocuklarının sokakta oynamasına izin veriyor musun?
She can play the piano very well.
Çok iyi şekilde piyano çalabilir.
I can't play tennis very well.
Çok iyi şekilde tenis oynayamam.
You play games too much.
Çok oyun oynuyorsun.
I used to play a lot of tennis.
Çok tenis oynardım.
I am going to play tennis in the afternoon.
Öğleden sonra tenis oynayacağım.
Let's play tennis in the afternoon.
Öğleden sonra tenis oynayalım.
I am learning to play the guitar now.
Şimdi gitar çalmayı öğreniyorum.
I'm learning to play the guitar now.
Şimdi gitar çalmayı öğreniyorum.
I am busy now and can't play with you.
Şimdi meşgulüm ve seninle oynayamam.
It's too dark to play tennis now.
Şimdi tenis oynanmayacak kadar çok kalabalık.
I play the guitar before dinner.
Akşam yemeğinden önce gitar çalarım.
It is a good idea for us to play shogi after dinner.
Akşam yemeğinden sonra şogi oynamak bizim için iyi bir düşünce.
I play the guitar after dinner.
Akşam yemeğinden sonra gitar çalarım.
Akira can play tennis well.
Akira tenisi iyi oynayabilir.
The actor was on the stage for most of the play.
Aktör oyunun büyük bölümünde sahnedeydi.
Don't play dead.
Ölü numarası yapma.
I am going to play tennis next Sunday.
Önümüzdeki Pazar tenis oynayacağım.
What I don't understand is why the children aren't being allowed to play outside on such a nice day.
Anlamadığım şey böylesine güzel bir günde çocukların dışarıda oynamasına niçin izin verilmediğidir.
My mother can play golf very well.
Annem çok iyi golf oynayabilir.
Ann had no friends to play with.
Ann'in birlikte oynayacak arkadaşları yoktu.
With five minutes left to play in the third quarter, the game was stopped because of lightening.
Üçüncü çeyrekte oynamak için üç dakika kaldığı için, yıldırımdan dolayı oyun durduruldu.
Don't play dumb!
Aptal numarası yapma.
I play tennis once in a while.
Ara sıra tenis oynarım.
I play golf every so often.
Arada bir golf oynarım.
My friends don't play tennis.
Arkadaşlarım tenis oynamazlar.
None of my friends play golf.
Arkadaşlarımdan hiçbiri golf oynamaz.
I want to go play with my friends.
Arkadaşlarımla oynamaya gitmek istiyorum.
What's your favorite game to play with friends?
Arkadaşlarınla oynamak için favori oyunun nedir?
I've made up my mind to learn how to play the harp.
Arp çalmayı öğrenmeye karar verdim.
Don't you play jazz anymore?
Artık jazz çalmıyor musunuz?
Never play here.
Asla burada oynama.
I'll never be able to play again.
Asla tekrar oynayamayacağım.
Never play on the road.
Asla yolda oynama.
It's dangerous to play around the fire.
Ateş etrafında oynamak tehlikelidir.
It's dangerous to play with fire.
Ateşle oynamak tehlikelidir.
Don't play with fire.
Ateşle oynamayın.
That child wants a friend to play with.
Şu çocuk birlikte oynamak için bir arkadaş istiyor.
What is the most popular play now?
Şu anda en popüler oyun nedir?
Tom can still play the piano even though he doesn't own one now.
Şu anda kendine ait bir piyanosu olmasa bile Tom hâlâ piyano çalabiliyor.
He tried to play two roles at the same time and failed.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.
You shouldn't play with knives.
Bıçaklarla oynamamalısın.
He does nothing but play all day.
Bütün gün oynamaktan başka bir şey yapmaz.
I play tennis all the year around.
Bütün yıl boyunca tenis oynarım.
Let's play chess another time.
Başka bir zaman satranç oynayalım.
Daddy, may I go out and play?
Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?
My father does play golf, but not well.
Babam golf oynar fakat iyi değil.
I used to play badminton, but I do not any more.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.
Play me some Chopin.
Bana biraz Chopin çal.
Will you teach me how to play chess?
Bana nasıl satranç oynayacağımı öğretir misin?
It is no use trying to play a trick on me.
Bana oyun oynamaya çalışmanızın faydası yok.
It is interesting to play basketball.
Basketbol oynamak ilginçtir.
I like to play basketball.
Basketbol oynamayı severim.
Do you play basketball well?
Basketbolu iyi oynar mısın?
Mr. Tanaka can play the piano well.
Bay Tanaka piyanoyu iyi çalabilir.
Some children play video games all the time.
Bazı çocuklar sürekli video oyunu oynar.
Some boys play tennis and others play soccer.
Bazı delikanlılar tenis oynar diğerleri futbol.
I sometimes play tennis with her.
Bazen onunla tenis oynarım.
I play volleyball a lot.
Ben çok voleybol oynarım.
I used to play tennis when I was a student.
Ben öğrenciyken tenis oynardım.
I play the piano after supper.
Ben akşam yemeğinden sonra piyano çalarım.
I plan to play a flute solo.
Ben bir flüt solo çalmayı düşünüyorum.
I play in a band.
Ben bir grupta çalıyorum.
I can play soccer.
Ben futbol oynayabilirim.
I usually play tennis.
Ben genellikle tenis oynarım.
I can play the guitar.
Ben gitar çalabilirim.
I like to play golf.
Ben golf oynamayı severim.
I can't play chess yet.
Ben henüz satranç oynayamam.
I play tennis every day.
Ben her gün tenis oynarım.
I've always wanted to play the trombone.
Ben her zaman trombon çalmayı istedim.
I want to play cards.
Ben kart oynamak istiyorum.