I played tennis after I studied.
Çalıştıktan sonra tenis oynadım.
The boys played softball.
Çocuklar beyzbol oynadılar.
The children played with magnets.
Çocuklar mıknatıslarla oynadılar.
Finishing lunch, he played tennis.
Öğle yemeğinden sonra tenis oynadı.
The men played cards and drank until late at night.
Adamlar gece geç saatlere kadar iskambil oynayıp içtiler.
It's the most addicting game I have ever played.
Şimdiye kadar oynadığım en bağımlılık yapan oyun.
I played the accordion.
Akardeon çaldı.
After dinner, we played cards till eleven.
Akşam yemeğinden sonra, on bire kadar kart oynadık.
I've never played golf.
Asla golf oynamadım.
We played on the same soccer team.
Aynı futbol takımında oynadık.
I played checkers with Tom all afternoon.
Bütün öğleden sonra Tom'la dama oynadım.
My father played golf on the Sunday morning.
Babam Pazar sabahı golf oynadı.
I played catch with my father.
Babamla yakalama oynadık.
The band played several marches.
Bando çeşitli marşlar çaldı.
The brass band played three marches.
Bando üç marş çaldı.
Mrs. Lark played the piano and the children sang.
Bayan Lark piyano çaldı ve çocuklar şarkı söyledi.
I played a match of tennis with my friend, but lost.
Ben arkadaşım ile bir tenis maçı oynadım fakat kaybettim.
I played tennis yesterday for the first time.
Ben dün ilk defa tenis oynadım.
I played football and my sister played tennis.
Ben futbol oynadım ve kız kardeşim tenis oynadı.
I played football.
Ben futbol oynadım.
I played baseball.
Beyzbol oynadım.
They played table tennis together.
Birlikte masa tenisi oynadılar.
We played around the farm.
Biz çiftliğin etrafında oynadık.
We played cards after dinner.
Biz akşam yemeğinden sonra kart oynadık.
We played baseball.
Biz beyzbol oynadık.
We played tennis yesterday.
Biz dün tenis oynadık.
We often played chess after school.
Biz okuldan sonra sık sık satranç oynadık.
We played and laughed.
Biz oynadık ve güldük.
We played on the beach.
Biz sahilde oynadık.
We played basketball in the gym.
Biz spor salonunda basketbol oynadık.
I played tennis with Bob.
Bob'la tenis oynadım.
This game can be played by young children.
Bu oyun küçük çocuklar tarafından oynanabilir.
The rocks on this beach remind me of those summer days when Laura and I played in the sand until nightfall.
Bu sahildeki taşlar bana Laura ve benim gece karanlığına kadar kumda oynadığımız o yaz günlerini hatırlatıyor.
She played tennis all day yesterday.
Dün bütün gün tenis oynadı.
We played basketball yesterday.
Dün basketbol oynadık.
We played baseball yesterday.
Dün biz beyzbol oynadık.
We played soccer yesterday.
Dün futbol oynadık.
I played soccer yesterday.
Dün futbol oynadım.
We played cards last night.
Dün gece kart oynadım.
I played tennis with Taro yesterday.
Dün Taro ile tenis oynadım.
You played tennis yesterday.
Dün tenis oynadın.
I played with Tony yesterday.
Dün Tony ile oynadım.
Dick played the piano and Lucy sang.
Dick piyano çaldı ve Lucy şarkı söyledi.
I played with the baby on my knee.
Dizimdeki bebekle oynadım.
I played with my brother.
Erkek kardeşimle oyun oynadım.
I played tennis with my brother.
Erkek kardeşimle tenis oynadım.
Football was played in China in the second century.
Futbol, ikinci yüzyılda Çin'de oynandı.
I played an interesting game of chess against the computer last week.
Geçen hafta bilgisayara karşı ilginç bir satranç oynadım.
I often played baseball when I was young.
Gençken sık sık beyzbol oynadım.
I often played soccer when I was young.
Gençken sık sık futbol oynardım.
I often played tennis when I was young.
Gençken sık sık tenis oynardım.
I played the trombone when I was younger.
Gençken trombon çalardım.
She played the guitar and he sang.
Gitar çaldı ve şarkı söyledi.
I've played sports all my life.
Hayatım boyunca spor yaptım.
We played tennis after school every Saturday.
Her cumartesi okuldan sonra tenis oynadık.
Have you ever played golf?
Hiç golf oynadın mı?
I never played golf.
Hiç golf oynamadım.
Jack played a dirty trick on me.
Jack bana kirli bir oyun oynadı.
John played guitar and his friends sang.
John gitar çaldı ve arkadaşları şarkı söyledi.
The sisters played a duet on the violin and piano.
Kız kardeşler piyano ve kemanla düet yaptılar.
She played a part in the women's lib movement.
Kadınların özgürlüğü hareketinde bir rol oynadı.
I played trumpet in our high school band.
Lise bandosundayken trompet çalardım.
I played clarinet when I was in high school.
Lisedeyken klarnet çalardım.
Tom played the accordion while Mary danced.
Mary dans ederken Tom akerdeon çaldı.
Mike played a bad trick on his brother.
Mike erkek kardeşine kötü bir oyun oynadı.
They played miniature golf.
Minyatür golf oynadılar.
How long have you played soccer?
Ne kadar süre futbol oynadın?
He has never played golf.
O asla golf oynamadı.
She played basketball.
O basketbol oynadı.
She played that tune on her grand piano.
O ezgiyi kuyruklu piyanosunda çaldı.
It was raining hard, so we played indoors.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.
He played tennis.
O tenis oynadı.
He played a trick on his friend.
O, arkadaşına üç kağıt yaptı.
He played tennis all day long.
O, bütün gün boyunca tenis oynadı.
He played the guitar very well in his father's presence.
O, babasının varlığında çok iyi gitar çalardı.
She played a sonata.
O, bir sonat çaldı.
He played tennis yesterday.
O, dün tenis oynadı.
She played the piano beautifully.
O, güzelce piyano çaldı.
He played golf last Sunday.
O, geçen pazar günü golf oynadı.
He played the guitar and she played the piano.
O, gitar çaldı ve o piyano çaldı.
He played the part of Hamlet.
O, Hamlet rolünü oynadı.
She played a trick on my sister.
O, kızkardeşimi dolandırdı.
She played the heroine better than I.
O, kahramanı benden daha iyi oynadı.
He played with his cat.
O, kedisiyle oynadı.
She played the violin.
O, keman çaldı.
He played baseball after school.
O, okuldan sonra beyzbol oynadı.
She played a tune on the piano.
O, piyanoda bir melodi çaldı.
She played a waltz on the piano.
O, piyanoda vals çaldı.
He played piano by ear.
O, piyanoyu notasız çalardı.
She played cards with Roy.
O, Roy'la iskambil oynadı.
He played golf every day during his vacation.
O, tatili boyunca her gün golf oynadı.
I played tennis after school was over.
Okul bittikten sonra tenis oynadım.
I played tennis after school.
Okuldan sonra tenis oynadım.