The two students will be talking to each other.
İki öğrenci birbirleriyle konuşuyor olacak.
You can't keep people from talking.
İnsanları konuşmaktan alıkoyamazsın.
The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.
The children are talking to their parents at this moment.
Çocuklar şu anda ebeveynleriyle konuşuyorlar.
Am I talking too fast?
Çok hızlı mı konuşuyorum?
The teacher went on talking for two hours.
Öğretmen iki saat boyunca konuşmaya devam etti.
I do not know the woman talking to our teacher.
Öğretmenimizle konuşan kadını tanımıyorum.
Don't be shy about talking to the teacher; if you don't understand, use some initiative!
Öğretmenle konuşmaktan çekinme, eğer anlamazsan biraz girişken ol!
The man kept talking for an hour.
Adam bir saat konuşmaya devam etti.
Now you're talking.
Şimdi konuşuyorsunuz.
Now we're talking.
Şimdi konuşuyoruz.
Suddenly, they stopped talking.
Aniden, konuşmayı durdurdular.
We passed the evening away talking with our friends.
Arkadaşlarımızla konuşarak akşamı geçirdik.
I don't feel much like talking right now.
Şu anda canım çok konuşmak istemiyor.
I'm talking to Tom right now.
Şu anda Tom'la konuşuyorum.
They are talking about this and that.
Şundan bundan konuşuyorlar.
All the students began talking at once.
Bütün öğrenciler derhal konuşmaya başladı.
Let Tom do all the talking.
Bütün konuşmayı Tom yapsın.
Tom did all the talking.
Bütün konuşmayı Tom yaptı.
They are talking loudly when they know they are disturbing others.
Başkalarını rahatsız ettiklerini öğrendiklerinde yüksek sesle konuşuyorlardı..
I know the person you are talking about.
Bahsettiğin kişiyi tanıyorum.
What do you think you are doing, talking down to me like that?
Bana öyle hitap ederek, ne yaptığını sanıyorsun?
Tell me who they were talking about.
Bana kimin hakkında konuştuklarını söyle.
Will you introduce me to the young woman talking with Mrs. Allen?
Bayan Allen ile konuşan genç kadını bana tanıtır mısın?
He sometimes forgets what he was talking about.
Bazen ne hakkında konuştuğunu unutuyor.
When did your baby start talking?
Bebeğin ne zaman konuşmaya başladı?
While I was talking on the telephone with John, the operator cut in.
Ben John ile telefonda konuşurken, operatör kesti.
Who am I talking with?
Ben kiminle konuşuyorum?
I'm talking.
Ben konuşuyorum.
They stopped talking as soon as I came into the room.
Ben odaya girer girmez onlar konuşmaktan vazgeçtiler.
I am fed up with talking to her.
Ben onunla konuşmaktan bıktım.
I'm talking on the phone.
Ben telefonda konuşuyorum
I think you know who I'm talking about.
Bence kimin hakkında konuştuğumu biliyorsun.
I think you know what I'm talking about.
Bence neden bahsettiğimi biliyorsun.
His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.
I can't believe you're talking to me like this.
Benimle böyle konuştuğuna inanamıyorum.
Don't talk to me because I'm no longer talking to you.
Benimle konuşma çünkü artık seninle konuşmuyorum.
Stop talking to me.
Benimle konuşmayı kes.
As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.
Are you talking to me?
Benimle konuşuyor musun?
Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.
It's annoying to hear people talking loudly in a library.
Bir kütüphanede yüksek sesle konuşan insanları dinlemek sinir bozucu.
Talking during a concert is rude.
Bir konser sırasında konuşmak kabalıktır.
A police officer is talking to her.
Bir polis memuru onunla konuşuyor.
We enjoyed talking with each other.
Birbirimizle konuşmaktan hoşlandık.
They're talking with each other.
Birbirleriyle konuşuyorlar.
I heard somebody talking.
Birisini konuşurken duydum.
I can hear someone talking in the next room.
Bitişik odada birinin konuştuğunu duyuyorum.
We enjoy talking.
Biz konuşmaktan hoşlanıyoruz.
She cut in when we were talking.
Biz konuşurken sözümüzü kesti.
Don't cut in while we're talking.
Biz konuşuyorken kesme.
We stopped talking so that we could hear the music.
Biz müziği duyabilmek için konuşmaya son verdik.
What were we talking about?
Biz ne hakkında konuşuyorduk?
We're just talking.
Biz sadece konuşuyoruz.
We've been talking about you.
Biz sizin hakkınızda konuşuyorduk.
We were cut off while talking on the telephone.
Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi.
You're talking out of your ass.
Boş boş konuşuyorsun.
He is talking of going to Spain this winter.
Bu kış İspanya'ya gitmekten bahsediyor.
I'm tired of talking to you about this.
Bu konuda sizinle konuşmaktan usandım.
I saw Tom talking to Mary this morning.
Bu sabah Tom'un Mary ile konuştuğunu gördüm.
I never imagined we'd be talking about this topic today.
Bugün bu konu hakkında konuşacağımızı asla düşünmedim.
Why are we still talking about this?
Bunu niye hâlâ konuşuyoruz?
I felt like talking to someone.
Canım biriyle konuşmak istedi.
I don't feel like talking with anyone.
Canım kimseyle konuşmak istemiyor.
Is that what you were talking about last night?
Dün gece konuştuğun bu mu?
I heard you talking in your sleep last night.
Dün gece uykunda konuştuğunu duydum.
You were talking in your sleep last night.
Dün gece uykunda konuşuyordun.
I saw you talking to Tom earlier.
Daha önce senin Tom'la konuştuğunu gördüm.
She went on talking to her friend even after the class began.
Ders başladıktan sonra bile arkadaşıyla konuşmaya devam etti.
To tell the truth, I don't like his way of talking.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun konuşma tarzından hoşlanmadım.
The boy talking with Fred is Mike.
Fred'le konuşan çocuk Mike'dır.
They sat up talking late at night.
Gece geç saatlere kadar konuşarak oturdular.
I really don't feel like talking to Tom right now.
Gerçekten şu anda canım Tom'la konuşmak istemiyor.
I really don't feel like talking right now.
Gerçekten canım şu anda konuşmak istemiyor.
I'm still talking.
Hâlâ konuşuyorum.
I don't like people who always insist on talking about politics.
Her zaman politika konuşmayı ısrar eden insanları sevmem.
Everybody's talking about what happened.
Herkes ne olduğu hakkında konuşuyor.
Everybody's talking about it.
Herkes onu konuşuyor.
Everybody's talking about what Tom did.
Herkes Tom'un ne yaptığı hakkında konuşuyor.
What I like is her way of talking.
Hoşlandığım şey onun konuşma tarzıdır.
Jane is talking with somebody.
Jane biriyle konuşuyor.
Jessie stood at Charles's side talking into his ear.
Jessie onun kulağına bir şey söylerken Charles'ın tarafında durdu.
The girl talking with Jim is Mary.
Jim ile konuşan kız Mary'dir.
The student who is talking with John is from Canada.
John ile konuşan öğrenci Kanadalıdır.
The young man who is talking with John is a student from Canada.
John ile konuşan genç adam, Kanadalı bir öğrenci.
John was in such a hurry that he had no time for talking.
John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.
The girl talking with John is Susan.
John'la konuşan kız Susan'dır.
Stop talking out of your ass.
Kıçından uydurmayı bırak.
I enjoyed talking with my girlfriend.
Kız arkadaşımla konuşmaktan zevk aldım.
Talking in the library is not allowed.
Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.
They are talking over a cup of coffee in the cafeteria.
Kafeteryada bir fincan kahve içerken sohbet ediyorlar.
I wish you'd stop talking about Tom.
Keşke Tom hakkında konuşmayı durdurabilsen.