He went on walking for two hours.
İki saat boyunca yürümeye devam etti.
Walking from the station to the house takes only five minutes.
İstasyondan yürüyerek eve gitmek sadece beş dakika.
I love walking barefoot on the grass.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.
The man didn't feel like walking all the way; so he took the bus.
Adam bütün yolu yürümek istemedi;bu yüzden otobüse bindi.
I like walking, especially in the morning.
Özellikle sabahları yürümeyi severim.
All this walking is killing the soles of my feet and my toes. I wonder if I have the right size shoes.
Bütün bu yürüme ayaklarımın tabanlarını ve ayak parmaklarımı mahvediyor. Doğru ölçüde ayakkabılar alıp almadığımı merak ediyorum.
I am dead tired from walking around all day.
Bütün gün yürümekten çok yoruldum.
Mr Johnson is, as it were, a walking dictionary.
Bay Johnson, adeta, yürüyen bir sözlüktür.
I can see some people walking across the street.
Bazı insanların caddeyi yürüyerek geçtiğini görebiliyorum.
The baby is not capable of walking yet.
Bebek henüz yürüyemiyor.
I saw them walking arm in arm.
Ben onların kol kola yürüdüğünü gördüm.
I'm walking beside her.
Ben onun yanında yürüyorum.
I am not accustomed to walking long distances.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.
A boy is walking across the street.
Bir çocuk caddeyi geçiyor.
A boy was walking with his hands in his pockets.
Bir çocuk elleri ceplerinde yürüyordu.
After walking for an hour, we stopped to take a rest.
Bir saat yürüdükten sonra dinlenmek için durduk.
We saw a stranger walking outside.
Bir yabancının dışarıda yürüdüğünü gördük.
I prefer riding to walking.
Bisiklete binmeyi yürümeye tercih ederim.
Walking along this street, I often see a friend of mine.
Bu caddede yürürken,çoğu zaman arkadaşlarımdan birini görürüm.
These patients have trouble walking.
Bu hastaların yürüme sorunu var.
I found this bottle when I was walking on the beach this morning.
Bu sabah plajda yürürken bu şişeyi buldum.
It's just like walking on the moon.
Bu tıpkı ayda yürümek gibi bir şey.
We'll have to do a bit of walking to get from here to the bank.
Buradan bankaya ulaşmak için biraz yürümemiz gerekli.
A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.
They were walking along the street arm in arm.
Cadde boyunca kol kola yürüyorlardı.
Walking along the street, I found a wallet.
Caddede yürürken bir cüzdan buldum.
There are two strangers walking on the street.
Caddede yürüyen iki yabancı var.
I feel like walking.
Canım yürümek istiyor.
Chris noticed Kate walking through the neighborhood with a strange boy.
Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.
I have been walking for over four hours.
Dört saatten daha fazla bir süredir yürüyorum.
Yesterday I was caught in a shower on my way home from walking in the park.
Dün, parktaki yürüyüşten evime giderken bir sağanağa yakalandım.
If he had started walking early, he would have arrived by now.
Eğer erken yürümeye başlasaydı şimdiye kadar gelirdi.
He was walking with a stick in his hand.
Elinde bir bastonla yürüyordu.
Are you walking home?
Eve yürüyor musun?
Eye witnesses saw Tom walking south on Park Street just after the bombing.
Görgü tanıkları bombalamadan hemen sonra Tom'un Park Street'te güneye doğru yürüdüğünü gördüler.
I don't feel safe walking in that neighborhood at night.
Gece o mahallede yürümeyi güvenli hissetmiyorum.
I like walking at night.
Gece yürümeyi severim.
I ran into a friend while walking in Ginza.
Ginza'da yürüken bir arkadaşa rastladım.
John is walking in the direction of the station.
John istasyon istikametinde yürüyor.
I watched John and Mary walking hand in hand.
John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.
I found it pleasant walking in the country.
Kırsalda gezmeyi zevkli buldum.
There is a little boy walking with his dog.
Köpeği ile yürüyen küçük bir çocuk var.
The dog is walking around the table.
Köpek masanın etrafında yürüyor.
The dog was walking at his heels.
Köpek onun topuklarında yürüyordu.
Close your eyes! Tom is walking around naked.
Kapat gözlerini! Tom çıplak dolaşıyor.
I am frightened of walking in the darkness.
Karanlıkta yürümekten korkuyorum.
I don't like walking home alone after dark.
Karanlıktan sonra eve yalnız yürümeyi sevmem.
I was walking in the direction of the town.
Kasabaya doğru yürüyordum.
The girl walking with Ken is May.
Ken ile yürüyen kız May'dir.
Please stop walking.
Lütfen yürümekten vazgeç.
I love walking along the river.
Nehir boyunca yürümeyi seviyorum.
He is walking very slowly.
O çok yavaş yürüyor.
That guy is walking pigeon-toed.
O adam güvercin-parmaklı yürüyor.
He is walking now.
O şimdi yürüyor.
She was leaving and was walking slowly from me.
O benden ayrılıyordu ve yavaş yavaş yürüyordu.
He was walking about in the town.
O kasabasında yürüyordu.
He had been walking for hours.
O saatlerdir yürümekteydi.
He's what they call a walking encyclopedia.
O tabiri caizse ayaklı bir ansiklopedidir.
She is walking.
O yürüyor.
She likes walking alone.
O yalnız yürümeyi sever.
I was walking to the station then.
O zaman istasyona doğru yürüyordum.
He kept walking all the day.
O, bütün gün yürümeye devam etti.
He was walking slowly down the street.
O, caddeden aşağıya yavaşça yürüyordu.
He was walking toward the sea.
O, denize doğru yürüyordu.
He is walking towards the station.
O, istasyona doğru yürüyor.
She said she was walking through the woods, looking for wild flowers.
O, ormanda yürüdüğünü, yabani çiçekler aradığını söyledi.
He likes walking in the park.
O, parkta yürümeyi sever.
She was out of breath from walking up and down hills.
O, tepelerde aşağı yukarı yürürken nefes nefese idi.
He is what we call a walking dictionary.
O, yürüyen sözlük dediğimiz şeydir.
The school is within walking distance of my house.
Okul evimin yürüme mesafesi içerisindedir.
I live within walking distance of school.
Okula yürüme mesafesinde yaşıyorum.
He is called a walking dictionary.
Ona ayaklı sözlük derler.
They continued walking.
Onlar yürümeye devam etti.
They kept walking.
Onlar yürümeye devam etti.
They kept walking.
Onlar yürümeye devam ettiler.
They resumed walking.
Onlar yürümeye devam ettiler.
They kept on walking.
Onlar yürümeye devam ettiler.
We saw him walking across the street.
Onu caddeyi geçerken gördüm.
I saw him walking alone in the park.
Onu parkta tek başına yürürken gördüm.
I saw her walking along the kerb.
Onun bordür boyunca yürüdüğünü gördüm.
It made her jealous to see him walking with another girl.
Onun diğer bir kızla yürüdüğünü görmek onu kıskandırdı.
I'm walking with her.
Onunla yürüyorum.
The man walking over there is our teacher.
Orada yürüyen adam öğretmenimiz.
He got lost while he was walking in the woods.
Ormanda yürürken kayboldu.
He got lost while walking in the woods.
Ormanda yürürken kayboldu.
Automatic doors can be controlled more intelligently than is now the case. A newly developed control system opens the door only when someone is actually approaching. The door will remain closed if someone is merely standing in front of it or walking past.
Otomatik kapılar şimdiki durumundan daha akıllıca kontrol edilebilmektedir.Yakın zamanda geliştirilmiş kontrol sistemi sadece birisi kapıya gerçekten yaklaştığı zaman kapıyı açar.Eğer biri sadece kapının önünde duruyorsa ya da önünden geçiyorsa kapı kapalı kalacaktır.
Walking in the park, I met a friend of mine.
Parkta dolaşırken, bir arkadaşıma rastladım.
Walking in the park, I found a baby bird.
Parkta dolaşırken, bir yavru kuş buldum.
We are walking in the park.
Parkta yürüyüş yapıyoruz.
I've been walking all day.
Sabahtan beri yürüyorum.
Just start walking.
Sadece yürümeye başla.
Just keep on walking.
Sadece yürümeye devam edin.
Just keep walking.
Sadece yürümeye devam.
Do you enjoy walking on the beach?
Sahilde yürümekten hoşlanır mısınız?